Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

65. Hikmet: Tamahın Kölesi

Tamah etmekten vazgeçtiğin şeye karşı sen hürsün; ama hırsla isteyip tamah ettiğin her şeyin kölesisin. Nazmen Tercümesi Hürüsün kat’-ı ümid eylediğin eşyanın Hangi şey ki ona tâmı olasın bendesisin İzah Bu hikmet de …

Hikem-i Ataiyye 65. hikmet Arapça metni

Tamah etmekten vazgeçtiğin şeye karşı sen hürsün; ama hırsla isteyip tamah ettiğin her şeyin kölesisin.

Nazmen Tercümesi

Hürüsün kat’-ı ümid eylediğin eşyanın

Hangi şey ki ona tâmı olasın bendesisin

İzah

Bu hikmet de hırs ve tamahın fenalığını ispat eden bir delildir. Çünkü insan için en büyük şeref ve meziyet, hürriyet; en aşağı vaziyet de köleliktir. Hürriyetin şerefi, kanaatkârlığın semeresidir. Kölelik, tamah ve ümidin neticesidir. Tamah ve ümit; bir şeye karşı muhabbetin aşırılığına ve ihtiyacın fazlalığına alâmettir. Ummaktan vazgeçme ve kanâat, kalbin bağımsızlığına ve vicdanın zenginliğine işarettir. Muhabbet duyma ve ihtiyaç ise, kesin esaret; bağımsızlık ve ihtiyaçsızlık da hürriyettir. Binaenaleyh tamah eden tamah ettiği şeye kul ve köledir, tamah etmekten vazgeçense hür ve özgürdür. Hatta “Aldatıcı tamahlar olmasaydı, yüksek tabiatlı hür kimseler hiçbir şeyle esir alınmazdı!” demişlerdir. Pervasızca gökyüzünde uçan bir doğan kuşunu tuzağa düşürüp zelil eden tamah değil de nedir?

“Halini gördüm esir oldum kemend-i zülfüne. Dâne için kendimi saldım düşürdüm dâme ben!” beyti de bu konuda söylenmiş gerçekten belâgatli bir cümledir. Aşağıda gelecek olan kıssa da bu hikmeti tasvir eden garip vakıalardandır.

Bir gün Feth-i Muslî hazretleri bir açıklık alanda oturuyor, onun yakınında da bir takım çocuklar oyun oynuyorlardı. O, çocukları seyrederken birisi gelip kendisine nefis ve arzularına tâbi olanların hâl ve sıfatlarının ne olduğunu sordu. O esnâda oyun oynamakta olan çocuklardan birinin elinde yalnız ekmek, diğerinin elinde katıkla beraber ekmek vardı. Yalnız ekmeği olan çocuk, elinde kaüğı olan arkadaşından biraz katık istedi. Katık sahibi olan çocuk ise ancak katığı kendisine köpek olması şarüyla verebileceğini tamah eden çocuğa söylemesi ve onun da bunu kabul etmesi üzerine boynuna derhal bir ip takılarak katıklı çocuk tarafından çekilmeğe başlanmıştı.

Feth-i Muslî hazretleri soruyu sorana; “İşte nefsinin arzularına tâbi olanların hâli, şu köpek gibi sürüklenmekte olan çocuğun hâlinin aynıdır. Çünkü bu çocuk yalnız ekmeğe kanâat edip de katık tamahında bulunmasaydı şu garip vaziyeti alır mıydı?” diyerek, hikmetli cevabım onun can kulağına küpe etmiştir.

Kanâat ettiği şeye karşı hürdür kul; ve hür tamah ettiğine kuldur Kanâat et öyleyse, etme tamah; çünkü itibarı zedeleyen tamahtır