
Hak Teâla her ne zaman sana tâatini lütfeder ve tâate muhtaç olmaksızın da kendi marifeti ile rızıklandırırsa, bil ki seni zahirî ve bâtını nimetleri ile donatmıştır.
Nazmen Tercümesi
Her ne dem merzûk ederse Hak seni
Tâat ve tâatten istiğna ile
Bil ki esbâğ eyledi Hak nimetin
Zahir ve bâtın sana ifâ ile
İzah
Tâatten murâd; ilâhi emirlere uymak ve yasaklardan sakınmaktır. Cenâb-ı Hak ile ibadetten gınâ demek de, matlûba ermede ibadete meyil olmaksızın kalbin Cenâb-ı Mevlâ’ya tamamıyla bağlanması ve Allah’ın gayrından temizlenmesidir.
Zahiri nimet ibadet, bâtını nimet marifettir. Şu halde bir müridin kulluk vazifesi bakımından erişmeyi arzuladığı iki gayesi vardır. Biri; zâhirde ilâhi emri ifâ, diğeri; bâtında Allah’a ilticâdır. Allah ile beraber olan bir kul Allah’ın gayrısına ihtiyaç duymaz; bu ister ibadet olsun, ister ibadetin gayrı olsun...
Bir sâlik eğer ki bu iki mukaddes vazife ile rızıklandırılmış olursa, zâhiren ve bâünen tam olarak ilâhi nimete nail ve iki dünyada da emeline vâsıl olmuş olur.
