Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

77. Hikmet: Zâhir ve Bâtın Nimet, Taât ve Marifet

Hak Teâla her ne zaman sana tâatini lütfeder ve tâate muhtaç olmaksızın da kendi marifeti ile rızıklandırırsa, bil ki seni zahirî ve bâtını nimetleri ile donatmıştır. Nazmen Tercümesi Her ne dem merzûk ederse Hak seni …

Hikem-i Ataiyye 77. hikmet Arapça metni

Hak Teâla her ne zaman sana tâatini lütfeder ve tâate muhtaç olmaksızın da kendi marifeti ile rızıklandırırsa, bil ki seni zahirî ve bâtını nimetleri ile donatmıştır.

Nazmen Tercümesi

Her ne dem merzûk ederse Hak seni

Tâat ve tâatten istiğna ile

Bil ki esbâğ eyledi Hak nimetin

Zahir ve bâtın sana ifâ ile

İzah

Tâatten murâd; ilâhi emirlere uymak ve yasaklardan sakınmaktır. Cenâb-ı Hak ile ibadetten gınâ demek de, matlûba ermede ibadete meyil olmaksızın kalbin Cenâb-ı Mevlâ’ya tamamıyla bağlanması ve Allah’ın gayrından temizlenmesidir.

Zahiri nimet ibadet, bâtını nimet marifettir. Şu halde bir müridin kulluk vazifesi bakımından erişmeyi arzuladığı iki gayesi vardır. Biri; zâhirde ilâhi emri ifâ, diğeri; bâtında Allah’a ilticâdır. Allah ile beraber olan bir kul Allah’ın gayrısına ihtiyaç duymaz; bu ister ibadet olsun, ister ibadetin gayrı olsun...

Bir sâlik eğer ki bu iki mukaddes vazife ile rızıklandırılmış olursa, zâhiren ve bâünen tam olarak ilâhi nimete nail ve iki dünyada da emeline vâsıl olmuş olur.