Âyet, iki şekilde tefsir edilir:
1. Âyet, ibret manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:
Biz Meryem'in oğlunu ve o'nun anasını bir âyet {yani, ibret} kıldık. (Mü'minün/50)
Neticede o'nu ve gemi arkadaşlarını necata çıkardık ve onu âlemler için bir âyet {yani, İbret] kıldık. (Anke-bût/15)
Bunun bir benzeri de Kamer sûresindedir.
Şüphe yok ki şunda, îmân eden/edecek bir kavm için âyetler {yani, ibretler} vardır. (Nahl/79)
2. Ayet, 'alâmet manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:
Onlar için bir âyet {yani, ıalâm,et} de, zürriyetlerini o dolu gemide taşimamızdır. (Yâ-Sîn/41)
Sizi topraktan yaratması, sonra da beşer olup yayılmanız O'nun âyetlerin dendir {yani, Rabbin bir ve tek olduğunun alâmetlerin dendir}. (Rûm/20)
Göğün ve yerin O'nun emri {yani, işi i fiili} ile durması da O'nun âyetlerindendir (yani, Rabbin bir ve tek olduğunun alâmetlerindendir. -Öyleyse, fiillerinden / sanatından hareketle O'nun vahdaniyyetini tanıyıp bilin-}. (Rûm/25)
Sizin için nefislerinizden eşler halketmesi de O'nun âyeti erin dendir {yani, Rabbin bir ve tek olduğunun alâmetlerindendir. -Öyleyse sanatından / fiillerinden hareketle O'nun vahdaniyyetini tanıyıp bilin-}, (Rûm/21)
Benzeri âyetler çoktur.
