Kur'an-ı Kerim · Temmuz 6, 2026

El-Husrân (Kur'an Terimleri Sözlüğü)

el-Husrân, beş şekilde tefsir edilir: 1. Hâsir, aciz kimseler manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi: Biz bir usbe iken o'nu kurt yerse, doğrusu biz hâsirû-nuz (yani, aciz kimseleriz} demektir. (Yûsuf/14) …

el-Husrân, beş şekilde tefsir edilir:

1. Hâsir, aciz kimseler manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Biz bir usbe iken o'nu kurt yerse, doğrusu biz hâsirû-nuz (yani, aciz kimseleriz} demektir. (Yûsuf/14)

Eğer sizin gibi bir beşere tâbi olursanız, elbette hâsi-rûnsunuz (yani, aciz kimselersiniz} demektir. (Mü'mi-nûn/34)

Şu'ayb'a tâbi olursanız, andolsun ki o takdirde siz hâsi-rûnsunuz (yani, aciz kimselersiniz} demektir. (A'râf/90)

2. el-Hâsirûn; aldatanlar, aldananlar, aldatılanlar manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

De ki: "Asıl hâsirîn, Kıyamet Günü nefslerine ve ehllerine hasar edenlerdir (yani, hem kendilerini aldatarak ateşe gidenler; hem de ehl 'leri: eşleri ve hizmetçileri cennete gittikleri için aldananlardırj. Haberiniz olsun ki, işte apaçık hüsran odur." (Zümer/15)

Asıl hâsirîn, Kıyamet Günü nefslerine ve ellilerine hasar edenlerdir (yani, ateşe gitmek /maruz bırakmak suretiyle kendilerini, eşlerini ve hizmetçilerini aldatanlardır} Haberiniz olsun ki, şüphesiz zâlimler muqîm bir azâb içindedirler. (Şûrâ/45)

Benzeri âyetler çoktur.

3. el-Hüsrân,dalâlet manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu?gibi:

Açık bir hasarla hüsrandadır {yani, dalâlettedir}, (Nisâ/119)

Şüphesiz insan husrân içindedir {yani, dalâlet içindedir}. (Asr/2)

4. el-Hüsrân; eksiklik-eksiltmek, noksanlık-noksanlaştırmak manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Ölçeği tam yapın ve muhsirlerden {yani, ölçeği eksil-tenlerden} olmayın! (Şu'arâ/181)

Mîzânı ihsar etmeyin {yani, teraziyi eksik tutmayın}. (Rahmân/9)

Ama onlara ölçüp tarttıklarında ihsar ederler {yani, eksiltirler}. (Mutaffıfîn/3)

5. el-Hüsrân, ukubet manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

{Nuh dedi ki}: "Eğer bana mağfiret ve merhamet etmezsen, haşirinden {yani, ukubete / cezaya uğrayanlardan! olurum." (Hûd/47)

Eğer bize mağfiret ve merhamet etmezsen, hâsirûı-den {yani, ukubete / cezaya uğrayanlardan} oluruz. (A'râf/23)