Kur'an-ı Kerim · Temmuz 6, 2026

El-Velı (Kur'an Terimleri Sözlüğü)

el-Velî, on şekilde tefsir edilir: 1. Velî ile; veled [çocuk, evlat, oğul] kasdedilmiştir; şu âyette olduğu gibi: {Zekeriyyâ şöyle dua etti}: "Bana indinden bir velî {yani, ueled/oğulj bağışla!" (Meryem/5) 2. el-Veîî …

el-Velî, on şekilde tefsir edilir:

1. Velî ile; veled [çocuk, evlat, oğul] kasdedilmiştir; şu âyette olduğu gibi:

{Zekeriyyâ şöyle dua etti}: "Bana indinden bir velî {yani, ueled/oğulj bağışla!" (Meryem/5)

2. el-Veîî lafzı ile, akrabalığı bulunmayan arkadaş kasdedilmiştir; şu âyette olduğu gibi:

O'na zülden bir velî de {yani, Kendisine isabet eden bir acizlikten ötürü yardımına ihtiyaç duyacağı bir arkadaş da} olmadı. (İsrâVlll)

Kimi de dalâlete düşürürse, artık onu irşad edecek bir velî {yani, arkadaş} bulamazsın. (Kehf/17)

3. el-Velî, yakın kimse anlamında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

O gün mevlâ mevlâdan birşey defedemez {yani, bir yakından bir yakınına fayda olmaz; kâfirlerden biri diğerine en küçük bir şeyle fayda sağlayamaz!. (Dulıân/41)

Onlar {yani, kâfirler} için, kendilerine velîlerden {kâfir yakınlarından} yardım edecek {yani, azâbtan koruyacak} kimse olmayacak; Allah'tan başka. (Şûrâ/46)

Sizin için Allah'tan başka bir velî {yani, kâfirlerden size faydası dokunacak bir yakın} ve bir yardımcı da

yoktur. (Ankebût/22)

4. el-Velî, rabb anlamında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

De ki: "Gökleri ve yeri fatreden Allah'ın gayrı velî (yani, rabb} mi edineceğim?!" (En'âm/14)

Onu bırakıp başka velîlere (yani, rabblere} tâbi olmayın! (A'râf/3)

Onlar O'nu bırakıp başka velîler (yani, rabbler} edindiler? Oysa ki Allah, velî {yani, rabb} O'dur. (Şûrâ/9)

Çünkü onlar/.Allah'ı bırakıp şeytanları velîler (yani, onlara itaat etmek suretiyle rabbler} edindiler. (A'râf/30)

Sonra, hak mevlâları (yani, Rabb'leri} Allah'a reddo-lunurlar. (En'âm/62)

Bunun bir benzeri de Yûnus sûresindedir.

5. el-Velî ile, ilahlar kasdedilmiştir; şu âyetlerde olduğu gibi:

Kazandıkları da, Allah'ı bırakıp edindikleri velîler de (yani, ilahlar da} onlardan hiçbir şey defedemez. (Câ-siye/10)

O'nu bırakıp birtakım velîler (yani, ilahlar} edinenler... (Zümer/3)

O'nu bırakıp birtakım velîler (yani, ilahlar} edinenlere gelince, Allah onların üzerinde bir hafızdır. (Şûrâ/6)

6. el-Velî, asabe manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

Doğrusu ben arkamdan gelecek velîlerden (yani, asabe (olan akrabalarım'jdan} yana korkuyorum. (Meryem/5)

7. Velî, (bâtıl) dînde ve küfürde velayet / kâfirleri velî edinmek manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde söz-konusu edilen odur:

Allah'ın kendilerine gazâb ettiği bir kavmi (yani, Yahudi ve Hristiyanları} velî edinen (yani, din hususunda velî edinen} kimseleri (yani, münafıkları} görmedin mi? (Mücâdele/14)

İçinizden kim onları [Yahudi ve Hristiyanları] velî (yani, dîn hususuııda velî} edinirse, muhakkak o da onlardandır. (Mâide/51)

8. Velî, (hak) dînde velayet manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Sizin velîniz, sadece Allah, O'nun Rasûlü... (Mâide/55)

Allah îmân edenlerin velîsİdir; onları zulumâttan nura çıkarır. (Bakara/257)

9. Velî lafzı iıe, kişiyi kölelikten kurtaran kimse kasdedilmiştir; şu âyette olduğu gibi:

Eğer babalarını bilmiyor iseniz, dînde kardeşleriniz ve mevâlinizdirler (yani, azad ettiğiniz / kölelikten

kurtardığınız mevlâlarınızdırlarj'. (Ahzâb/5)

10. Velî, içtenlik Ihayırhahtık hususunda evliya edinmek manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Ey îmân edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri evliya edinmeyin {yani, içtenlik!hayırhahtık hususunda mü'minleri bırakarak kâfirleri evliya edinmeyin!/ (Nisâ/144)

Mü'mİnler, mü'minleri bırakıp kâfirleri evliya edinmesin (yani, içtenlik Ihayırhahtık hususunda kâfirleri evliya edinmesin}'. (Âl-i îmrân/28)