Kur'an-ı Kerim · Temmuz 6, 2026

Es-Sultân (Kur'an Terimleri Sözlüğü)

es-Sultân, iki şekilde tefsir edilir: 1. es-Sultân, hüccet [kesin delil] manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi: Andolsun ki Musa'yı âyetlerimizle ve apaçık bir sultân {yani, apaçık hüccet} ile gönderdik. …

es-Sultân, iki şekilde tefsir edilir:

1. es-Sultân, hüccet [kesin delil] manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Andolsun ki Musa'yı âyetlerimizle ve apaçık bir sultân {yani, apaçık hüccet} ile gönderdik. (Hûd/96)

Mûsâ ile ilgili olarak kullanılan sultân kelimelerinin tümü, hüccet [kesin delil] manasmdadır.

Hakkında size bir sultân (yani, Allah'ın kitabında bir hüccet / kesin delil} indirmediği varlıkları... (En'âm/81)

Yoksa Biz onlara bir sultân {yani, hüccet / kesin bir delil} indirmişiz de... (Rûm/35)

Ya da bana apaçık bir sultân {yani, kendisini mazur görebileceğim açık bir hüccet i kesin bir delil} getirir, (NemV21)

Benzeri âyetler çoktur.

2. es-Sultân, kahredici kral Ikahren mecbur edici hükümranlık manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Benim, sizin üzerinizde bir sultânım {yani, sizin üzerinizde, sizi şirk koşmaya kahren mecbur edecek bir hükümranlığım} yoktu. (İbrahîm/22)

Bizim, sizin üzerinizde bir sultânımız {yani, sizin üzerinizde, sizi şirk koşmaya kahren mecbur edecek bir hükümranlığımız} yoktu. Bilakis siz taşkınlık eden bir kavimdiniz. (Sâffât/30)