Kur'an-ı Kerim · Temmuz 6, 2026

Fevq (Kur'an Terimleri Sözlüğü)

Fevq, dokuz şekilde tefsir edilir: 1. Fevq kelimesi, daha büyük manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi: Doğrusu Allah bir sivrisineği, hatta onun fevqıni {yani, ondan daha büyük olan bir şeyi} mesel darbetmekten …

Fevq, dokuz şekilde tefsir edilir:

1. Fevq kelimesi, daha büyük manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

Doğrusu Allah bir sivrisineği, hatta onun fevqıni {yani, ondan daha büyük olan bir şeyi} mesel darbetmekten çekinmez. (Bakara/26)

2. Fevq lafzı, efdaljdaha üstün manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

Allah'ın eli, onların elinin fevqmdedir {yani, Allah'ın onlara yaptıkları, Hudeybiye Günü onların yaptıkları biat işinden daha üstündür}. (Feth/10)

3. Fevq kelimesi, menzil ve Allah'a yakınlık itibariyle üstünlük manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

Halbuki o ittiqa edenler, Kıyamet Günü {yani, Allah'a yakınlık ve O'nu?ı indindeki menzilleri itibariyle} onların fevqındedir {yani, kâfirlerin üstündedir}. (Bakara/212)

4. Fevq lafzı, daha çok / daha fazla manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

Eğer kadınlar ikiden fevqa {yani, çok / fazla} iseler... (Nisâ/11)

5. Fevq kelimesi, 'ala [üzerinde i üstünde] manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Bazınızı (yani, zenginleri} derecelerle bazınızın (yani, fakirlerin} fevqme ref etti {yani, dünyadaki rızk hususunda zenginleri fakirlerdin üstüne i üzerine yükseltti /çıkardı}. (En'âm/165)

Bazınızı derecelerle bazınızın fevqme ref ettik (yani, dünyadaki üstünlükler hususunda kiminizi kiminizin üzerine çıkardık / yükselttik}. (Zuhruf/32)

6. Feuq, zafer manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

Sana tâbi olanları, o küfredenlerin fevqınde (yani, dünyada zafer hususunda üstünde / üzerinde} kılacağım; Kıyamet Günü'ne kadar. (Âl-i İmrân/55)

7. Fevq, başlarının üstüne / üzerine manasında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

O tûr'u (yani, o dağı} da fevqmize {yani, başlarınızın fevqıne [üstüne / üzerine]} ref etmiştik. (Bakara/3)

Bunun bir benzeri de A'râf sûresindedir.

Onlar için, fevqlerinden (yani başlarının fevgınden [üstünden / üzerinden]} ateşten zuleller ... vardır. (Zü-mer/16)

Onun fevqınden (yani, arzın üzerine} onda ağır baskılar yaptı. (Fussilet/10)

Arzın fevqmden (yani, yerin üstünden / üzerinden} cüsselenmiş... (İbrâhîm/26)

Ben kendimi gördüm ki, başımın fevqmde (yani, başımın üstünde / üzerinde} ekmek taşıyorum... (Yûsuf/36)

8. Feuq kelimesiyle, Ahzâb Günü doğu tarafından,

vadinin yukarı kısmından gelenler kasdedilmiştir; şu âyette olduğu gibi:

Hani onlar (yani, Ahzâb ordusunu teşkil edenle?'} size hem fevqmizden (yani, sabah aydınlığının geldiği doğu tarafındaki vadinin üst kısmından} ... gelmişlerdi. (Ahzâb/10)

9. Feuq kelimesi, sultan [saltanat/kudret] ve kahr Ikahredicüik anlamında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

O, kullarının fevqınde qâhirdir (yani, O'nun sultânı-Isaltanatı, egemenliği ve emri, kullarının saltanatının üstündedir}. (En'âm/18)

(Fir'avn dedi ki}: "(Benî-İsrail'in) oğullarım öldürür, kadınlarını sağ bırakırız. Şüphesiz biz onların fevqmde qâhiriz (yani, benim sultânım / güç ve kuvvetini ve emrim, onların sultânının / güç ve kuvvetinin üstündedir; işte bu sultân ve mülk ile onları kahredeceğim}. (A'râf/127)