Kur'an-ı Kerim · Temmuz 6, 2026

Şiya’an (Kur'an Terimleri Sözlüğü)

Şiyaan, beş şekilde tefsir edilir: 1. Şiya'an kelimesi, ayırmak, grup grup yapmak, fırka fırka yapmak anlamında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi: Dînlerini terikaya düşürüp/ayırıp şiy'a şiy'a olanlar {yani, …

Şiyaan, beş şekilde tefsir edilir:

1. Şiya'an kelimesi, ayırmak, grup grup yapmak, fırka fırka yapmak anlamında kullanılmıştır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Dînlerini terikaya düşürüp/ayırıp şiy'a şiy'a olanlar

{yani, Yahudi, Hristiyan, Sabii, Mecusi gibi fırka ve hizibler oluşturanlar) var ya... (En'âm/159)

Ve müşriklerden olmayın. Onlar ki dînlerini tefrikaya düşürmüş/ayırmış ve şiy'a şiy'a olmuşlardır (yani, hizib ve fırkalar oluşturmuşlardır}. (Rûm/31-32)

Şüphe yok ki Fir'avn o arzda üstünlük sağlamaya kalkıştı ve onun ahalisini şiy'a şiy'a yaptı (yani, biri Kiptiler, diğeri İsrâîloğullan olmak üzere fırkalara ayırdı}, (Kasas/4)

Andolsun ki senden önce, evvelkilerin şiy'aları {yani, evvelkilerin fırkaları: Nûh kavmi, Hûd kavmi ve diğer ümmetler} içinde de (rasûller) gönderdik. (Hicr/10)

2. eş-Şiya' lafzı, ceyş [taraftar, yandaş, kavimdaş] manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

{Mûsâ} orada dövüşen iki adam (yani, iki kâfir buldu. Bu kendi Şia'sından (yani, isrâîloğullan'ndan\, bu ise düşmanından (yani, diğeri ise o'nun düşmanından bir Kıptî} idi. Kendi şî'asmdan (yani, kendi ceyşinden [kavminden / taraftarından]; Musa'nın cey-şinden [kavminden / taraftarından]} olan kişi, düşmanından olan kimseye (yani, o Kıpiîye] karşı kendisinden istiğâse taleb etti. (Kasas/15)

3. eş-Şiya' ile, ehl-i Mekke kasdedilmiştir; şu âyetlerde olduğu gibi:

Andolsun ki siyalarınızı [eşyâ'a] helak ettik (ey ehl-i Mekke}. (Kamer/51)

Bundan önce siyalarına (yani, ehl-i Mekkefnin siya1-larına)} yapıldığı gibi... (Sebe'/54)

Sonra her şiya'dan (yani, ehl-i Mekke(nin her şiya'-sın)dan)j... (Meryem/69)

Şüphesiz İbrâhîm de o'nun şiya'smdan {yani, o'nun milletinin ehlinden; İbrahim de Nuh'un milletinden} idi. (Sâffât/83)

4. Teşî'u lafzı, şuyû' bulma, intişar etme, yayılma manasında kullanılır, ki şu âyette böyledir:

Şüphesiz ki, o fahişenin {yani, iğrenç / çirkin şeylerin: (zina iftirasının)} îmân edenler içinde teşyi' olmasını (yani, yayılmasını / intişar etmesini / şüyu' bulmasını} sevenler... (Nûr/19)

5. Şiya'an lafzı, muhtelif hevalar(ın peşinden gitmek) manasında kullanılmıştır; şu âyette olduğu gibi:

Yahut sizi şiya'lar (yani, muhtelif hevalardn, yanlış görüşlerin, fırkaların peşinden gidenler)} halinde birbirinize katıp... (En'âm/65)