Kur'an-ı Kerim · Temmuz 6, 2026

Yevm (Kur'an Terimleri Sözlüğü)

Yevm, dört şekilde tefsir edilir: 1. Yevm, azız ve celîl Allah'ın dünyayı halkettiği altı günden her biri manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi: De ki: "Siz yeri iki günde halkedene mi küfrediyorsunuz?" …

Yevm, dört şekilde tefsir edilir:

1. Yevm, azız ve celîl Allah'ın dünyayı halkettiği altı günden her biri manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:

De ki: "Siz yeri iki günde halkedene mi küfrediyorsunuz?" (Fussilet/9)

Ve onda gıdalarını dört günde takdir etti. (Fussilet/10)

Bu suretle onları yedi sema olarak iki günde qadâ etti. (Fussilet/12)

İşte böylece altı gün tamamlanmış olmaktadır.

O Allah ki semavâtı, arzı ve ikisi arasmdakileri altı günde {bu günler, Allah indinde dünya günleri gibidir} halketti. (Secde/4)

Gerçek şu ki, Rabbinin indinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir. (Hacc/47)

2. Yevm, dünya günleri manasında kullanılır; şu âyette olduğu gibi:

Semâdan arza emri tedbir eder. Sonra, miktarı {yani, Cebrail'in nüzul / iniş miktarı} sizin saymanıza göre bin yıl olan bir günde {dünya günlerinden bir günde} O'na çıkar. (Secde/5)

3. Yevm; Kıyamet Günü, (âhiret) manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:

O Gün {yani, âhiret'te, (Kıyamet Gününde)} hiç kimseye zerrece zulmedilmez. (Yâ-Sîn/54)

Cidden O Gün {yani, âhiret'te, (Kıyamet Gününde)} ashâb-ı cennet... (Yâ-Sîn/55)

O Gün {yani, âhiret'te, (Kıyamet Gününde)} herkese kazandığının karşılığı verilir. (Mü'min/17)

Benzeri buyruklar çoktur.

O Gün {(yani, âhiret'te)} ağızlarını mühürleriz... (Yâ-Sîn/65)

4. Yevm, hin [vakit / zaman] manasında kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Doğduğu gün ({yani, vakit)}, öleceği gün ({yani vakit)} ve diri olarak çıkarılacağı gün {yani, hin j vakit} o'na selâm olsun. (Meryem/15)

{Isa dedi ki}: "Doğduğum gün ({yani, vakit}), öleceğim gün {yani, hin / vakit} ve diri olarak çıkarılacağım gün {yani, hînlvakit} selâm üzerimedir." (Meryem/33)

Göçtüğünüz günde {yani, vakitte} ve ikamet ettiğiniz günde {yani, vakitte},., (Nahl/80)

Onun hasadı günü (yani, ürünlerinizi hasad ettiğiniz [derdiğiniz, topladığınız] vakit} de hakkını verin! (En'âm/141)