Erâtik-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a (tevhid döşekleri), Zât'ın mazharları olmaları itibâriyle Zât'a ait isimlerdir. Onlar önce a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vahidiyyet/" vâhidiyyet /a hazretindeydiler. (Kâşânî, 28; Câmi’, 76
erba'ün/erba'in ( Oya yi gi O yaz yi ) Süfiler erbain (kırk günlük halvet ve çile) ile onun dışında husüsi bir şey kasd etmezler. Ancak hâllerine uymayan bir durumla karşılaştıklarında, vakitlerini (hâllerini) erbaine bağlamayı arzu ederler. Bunu da erbainin te'sirini bütün zamanlarına yaymak için yaparlar. Böylece de bütün vakitlerinde erbainde imiş gibi olurlar.Tıpkı hadiste buyrulduğu gibi: Kim kırk sabah Allah için ihlâsla amel ederse, kalbinden diline a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet /a menbâları zuhür eder. Allah Teâlâ, Hz. Müsa sea ile alâkalı bir kıssada, tebettülünün (Allah'a tam bağlılığının) kuvveti karşısında erbaini ona tahsis etmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Biz Müsâ'ya otuz gece için vande bulunduk. Bu vaadimize on gece daha ekledik ve Rabb'inin mikatını kırk geceye tamamladık. Ârâf, 7/142)... ((Avârif, 123
Allah yoluna koyulanların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kalblerindeki/" kalblerindeki /a ledünni ilim mükâlemeden kinâyedir: Kim kırk gün müddetle, ihlâslı olarak, nefsiyle sözleşerek ve midesini hafif tutarak Yüce Allah'a yönelirse, O ona ledünmni ilmin kapılarını açar. (Ayrıca bk. mücâhede/mücâhedât; riyâzet/riyâzât
