Abdülmâcid, Abdülmecid gibi, Allah'ın, kendi sıfatlarıyla şereflendirdiği ve istidâdı olan şeyi verdiği, yücelik ve şerefini taşıyabilecek güce ulaştırdığı kimsedir. (Kâşânî, 121; Câmi’, 11
abdü'l-mâni' ( Şllar ) Abdülmâni, mal, makam, sıhhat vb. gibi şeylerde hayır olduğunu zannederek bunları sevip istese bile, Allah'ın içinde fesad bulunan her şeyden koruyup gözettiği kimsedir. Allah onu şu âyetin mânâsını müşâhede ettirmiştir: Belki sizin için daha hayırlı olduğu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a bir şeyi sevmezsiniz. Belki sizin için daha kötü olduğu hâlde bir şeyi seversiniz. Bu husüsta kudsi hadisler gelmiştir: Kullarımın içinde fakir bıraktıklarım vardır. Onları zengin kılsaydım, onlar için şerr olurdu. Kullarımın içinde hasta olanlar vardır. Onlara afiyet verseydim, onlar için şerr olurdu. Ben, kullarımın işlerini en iyi bilir, onları dilediğim gibi düzenlerim. Onun idâresi konusunda en ufak bir hata yapmayız.
Bu ismin mazharı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimse /a zararlı şeylerden ve fesaddan meneder. Menedildikleri şeyin kendileri için hayır ve iyilik olduğunu zannetseler bile, Allah onunla bu zararı ve fesadı gidermiştir. (Kâşânî, 128; Câmi’, 13
