Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

abdü'l-mücib (Tasavvuf Sözlüğü)

Abdülmücib, Allah'ın davetçisine uyunuz Ahkâf, 46/31) emrini işittiğinde Hakk'ın davetine icâbet ve itâat edendir. Allah da onun davetine icâbet eder, öyle ki, ona Mücib ismiyle tecelli eder. O, kullardan bir ihtiyaçtan …

Abdülmücib, Allah'ın davetçisine uyunuz Ahkâf, 46/31) emrini işittiğinde Hakk'ın davetine icâbet ve itâat edendir. Allah da onun davetine icâbet eder, öyle ki, ona Mücib ismiyle tecelli eder. O, kullardan bir ihtiyaçtan dolayı çağıran herkese icâbet eder. Çünkü bu, Allah'ın kendisine vâcib kıldığı icâbet cümlesindendir. Kullarım sana beni sorduklarında onlara de ki: Ben çok yakınım. Bana duâ a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a vakit duâ edenin dileğine icâbet ederim. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a onlar da benim davetirne uysunlar.' âyeti Allah Teâlâ'nın kuluna icâbetinden söz eder. Çünkü O, onların kendi çağrısına cevâb vermelerini, kurb (yakınlık) ve Bana imân etsinler sözündeki şuhüdi imân için gerekli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a hükmüyle görür. (Kâşânî, 117; Câmi’, 10