Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

abdü'l-müte'âli (Tasavvuf Sözlüğü)

Abdülmüteâli, yücelikler konusunda çok ileri gitiiğinden Allah'tan başkasını idrâk etmekten uzak olandır. Bu ismin mazharı olan kul, ulaştığı hiçbir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâlde /a durmayan, a href …

Abdülmüteâli, yücelikler konusunda çok ileri gitiiğinden Allah'tan başkasını idrâk etmekten uzak olandır. Bu ismin mazharı olan kul, ulaştığı hiçbir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâlde /a durmayan, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bilakis/" bilakis /a yüce düşüncesiyle daha yükseğe çıkmak isteyen kişidir. Çünkü o, mekân ve mevki yüceliğini bırakıp, her türlü sınırlamanın ötesinde mukaddes, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a ve hakiki yüceliği müşâhede etmiştir, bütün kemâl konularında sürekli yüce olanı aramaktadır. Görmez misin, mahlükatın mertebe olarak en yüce ve en kerimine nasıl hitâb edildi: De ki: Rabb'im ilmimi artır! (Kâşânî, 125; Câmi’, 12

abdü'l-mütekebbir Abdülmütekebbir, Hakk'a boyun eğmek süretiyle kibri yok a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimsedir /a . O kadar ki, Allah'ın Kibriyâsı, onun kibrinin yerine geçmiştir. O da Allah'tan başka her şeye karşı Hakk'la kibir eder. O'ndan başkasına boyun eğmez. (Kâşânî, 110; Câmi', 7