bir olmasından ibârettir. (Adâb2, 18
Edeb senin aklının dış görünüşüdür. Öyleyse aklını dilediğin gibi güzelleştir. Değerinin düşüklüğüne rağmen, ilminin üstünlüğü sayesinde Hüdhüd, bilgisinin gücü ve kuvvetiyle, mertebesi yüksek olan Hz. Süleyman'a, onun tehdidlerine ve cezâlandırmasına aldırmadan cevâb verebilmiştir: Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. (Âdâb , 23
Edeb-i kalb (kalbin edebi), güzel ve beğenilen hâllere riâyet etmesi, kötü ve yerilen düşünceleri yok etmesi, Allah'ın bağışlarını, nimetlerini ve insana a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayret /a veren mahlükatı hakkında düşünmesidir. (Âdâb, 42
Âdâb-ı hizmette (hizmet âdâbında) üç husüs vardır: Kalb, ibâdet lezzetini tadınca, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehvet/" şehvetin /a kölesi olmaktan kurtulur. Şehvetinden uzak duran da âdâbın üçte birini elde eder. Bulduğu ile meşgul olduktan sonra, onda edebden bir şey görmeyerek, edebe daha da ihtiyaç duyan, edebin üçte ikisini elde etmiş olur. Üçüncüsü ise, kalbin vefalı davranırken, faziletle başlayan (amel ve niyetlerle) dolmasıdır. (Avârif, 17
Edeb, kuvvenin fiile dönüştürülmesi (gizli olan güçlerin ortaya çıkması) demektir. Bu da kişide güzel bir seciyenin bulunması sayesinde olur. Seciye ise, Hakk'ın fiilidir, beşerin onu meydana getirme gücü yoktur. Tıpkı çakmaktan ateşin çıkması gibi. Ateş sırf Allah'ın fiilidir, ama meydana çıkması insanın fiiliyledir. İşte âdâb da böyledir. Kaynağı güzel olan seciye ve ilâhi lütuftur
Allah Teâlâ seciyeleri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a erdirmek süretiyle süfilerin iç dünyâlarını hazırladığında onlar, Allah'ın tabiatlarına yerleştirdiği kabiliyetlerini kuvveden fiile çıkarmak için tecrübe a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a ve riyâzet yolunu tutarak edeb ve terbiye kazanırlar. Âdâb, bazı şahıslarda Allah'ın garizelerine (temel yaratılış husüsiyetlerine) koyduğu kabiliyetlerin gücü sayesinde, fazlaca riyâzet ve tecrübeye gerek kalmaksızın kuvveden fiile çıkıverir. Hz. Peygamber'in şöyle buyurmuş olması gibi: Beni Rabb'im terbiye etti. Ne güzel terbiye etti. Aclüni, I, 72
Bazılarında ise garizelerindeki kabiliyetin eksikliği uzun süren tecrübelere ihtiyaç gösterir. Bunun için müridler şeyhlerin sohbetlerine muhtaçtır. Çünkü sohbet
