Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

âfât-ı kulüb (Tasavvuf Sözlüğü)

Âfat-ı kulüb (kalblerin âfetleri konusunda), boş ve anlamsız şeyler ve gaflet çokluğu gibi kalbi öldüren şeylerden uzak durmak onun (süfinin) şânındandır. Çünkü bu türlü şeylerin kalbin ölümüne sebeb olduğu tecrübe …

Âfat-ı kulüb (kalblerin âfetleri konusunda), boş ve anlamsız şeyler ve gaflet çokluğu gibi kalbi öldüren şeylerden uzak durmak onun (süfinin) şânındandır. Çünkü bu türlü şeylerin kalbin ölümüne sebeb olduğu tecrübe edilmiştir. Fakirin (süfinin) bütün çabası, Allah'ı hatırlamasına engel olan her şeye karşı kalbini diri tutmayı sağlamaktan başka bir şey değildir. Çünkü insan kalbi değirmen taşının ortasına (merkezinde, ortasında yer alan deliğe) benzer. Kalbi bozulunca (deliğe zarar gelince değirmen taşı da) bozulur. Taşın iki deliği olursa taşın dönmesi imkânsız hâle gelir (Kalbi ya da kalbin dikkatini ikiye bölmemek gerekir, çünkü Allah bir kimsenin göğsünde iki kalb yaratmamıştır). (Envür, , 85