Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ahadiyyet-i ilâhiyye (Tasavvuf Sözlüğü)

Ahadiyyet-i ilâhiyye filâhi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a ) ... terkib kabül etmez. Hatta onun ıçin şöyle söylenir: O'nun ahadiyyeti bilkuvve olarak onların tamanını toplamıştır. (Arabca asıldaki) …

Ahadiyyet-i ilâhiyye filâhi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a ) ... terkib kabül etmez. Hatta onun ıçin şöyle söylenir: O'nun ahadiyyeti bilkuvve olarak onların tamanını toplamıştır. (Arabca asıldaki) ilk zamir (yani O ) Allah ismine, ikincisi (yani onlar ) ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ittihad/" ittihâd /a itibâriyle bu ahadiyyette bulunan isimlere gider. Bunun mânâsı şudur: Ahadiyyet, bütün isimlerin bilkuvve olarak topluca bulunduğu, bu itibârla Zât ile Ahadi diye de isimlendirilebilen Allah ismidir. Allah ismi, bilfiil olarak bu isimde topluca bulunmaları itibâriyle de bütün isimlerle bir bütünlük arzeder. Ve said, Rabb'i katında râzı olunan kimsedir. Yani, âlemde Rabb'i katında râzı olunmayan hiçbir kul yoktur. Bu kul ancak Rabb'i katında rızayı kazanmıştır. Bu açıdan bakıldığında âlemde şaki yoktur. Diğer açıdan bakıldığında ise — her ne kadar bir kısmı said bir kısmı şaki olsa da - esas itibâriyle hepsi saiddir. Rabb'lerinin katında bilhassa bütün kullardan râzı olunmuştur. (Sofyavi, 129