Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ahfiyâ (Tasavvuf Sözlüğü)

ve ebriyânın bilinmeyen makamlarıdır. Onlara ilâhi emir zâhir olmaz. O emirle Allah'ın kendilerine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/inayet/" inâyet /a ettiğini bilirler. İnce bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet …

ve ebriyânın bilinmeyen makamlarıdır. Onlara ilâhi emir zâhir olmaz. O emirle Allah'ın kendilerine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/inayet/" inâyet /a ettiğini bilirler. İnce bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmet /a sebebiyle hâlleri makamlarını örter. Onlar çekişme mahallinde ortaya çıkmazlar. Bu makamda, efendileri olan Allah Teâlâ'nın ulühiyyetine itirâz edildiğinde bu tâife, efendileri hakkında ciddidirler ve bu ciddiyet onları, efendilerinin gizlediği bu makamı açığa vurmaktan alıkoyar. Kendilerinin ehlullahdan oldukları söylenmesin diye, halkla beraberken a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halkin/" halkın /a davrandığı gibi davranır, zâhiri ibâdetler konusunda şer'i örfteki gibi yerine getirmeyip umursamaz görünürler. Çünkü evliyânın bazılarından hârikulâde hâllerin ortaya çıkması ya da emir ve yasaklara aykırı şeylere müdâhale etme gibi onlardan kendilerini halktan ayıracak herhangi bir fiil ortaya çıkmaz. Böyle bir müdâhale ortaya çıktığında, kendilerini halktan ayıracak bir fiil işlemiş olurlar. Bu da onların halktan ayrı olduğunu gösteren bir delil olacaktır (Melâmeti kendisini halktan ayıracak hiçbir şey yapmaz). İşte bu hâl-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayret /a ale'l-Hakk'tır

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halet-i-berzahiyye/" hâlet-i berzahiyye /a

Hâl-i gayret mine'l-Hakk (Hakk'tan gelen gayret) ise, O'nun, diğer kullarından gizleme yönünden evliyâsını korumasıdır. Onların gizli kalmasını ister. Makamın hükmüne göre onları mârifete muvaffak kılar. Onlar efendilerinin sıfatıyla sıfatlanmış ve âdetlerin perdesi arkasında kalmışlardır. Onlar Allah'a muhtaç ve O'nun elinde kukla gibi olan kullarıdır. O'na göre onlar, onlara göre O gibidir. O'ndan başka hiçbir şeyi, müşâhede etmezler. O da onlardan başkasına nazar etmez. Onları tanımak isteyen, gayret ale'l-Hakk mesleğine sülük etmelidir. O, onların sülüklarını tanzim eder. Hâl-i gayret ale'i-Hakk konusunda bazılarının gafillerin diliyle zikretmesine dâir sözlerine gelince, zikreden her dil gafil değildir. Bilakis zikrin, bu dilin sâhibinin nefsindeki niyet o zikirle alâkalı olmasa bile, zâkirin ulaşacağı sâlih faydaları vardır. (Fütühât, II, 490