Âlem-i külli, kendisine vücüd fvarlık) denilen Zât'tır. 96 âlem-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melekut/" meleküt /a
Bunların tamamı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucerred/" mücerred /a rühlar, mücessem nürlar, münevver (aydınlık); ve karanlık cisimlerdir. Mücerred rühlar dört tanedir: Faal Akl'ın âlemi, Külli Rüh'un âlemi, Mutlak Nefs'in âlemi ve füyüzân eden (taşan) süretlerin âlemi
Mücessem nürlar ise dört tanedir: Arş-ı Mecid, (geniş kürsi mânâsına gelen) Kürsi-yi Vasi, (yüksek kalem mânâsına gelen) Kalem-i Rafi ve Levh-i Mahfüz. Münevver cisimler ve yedi felek, (bunun) sekizincisi felek-i mükevkebtir (yıldızlı felektir). Bu, onlara göre cennetler âlemidir. Karanlık cisimler de tabiat, ateş, hava, su ve topraktır. (Ravza, 137
âlem-i meleküt (âlem-i aki; âlem-i emr; âlem-i gayb; âlem-i meleküti
Meleküti âlem ve gayb âlemi, çoğu kimseden gaibdir... (Mişkât, 70
Âlem-i meleküt, meleklerin türediği belirtilen nürâni, şerefli, yüce cevherlerdir. Nürlar, onlardan beşeri rühlara taşar. Bundan dolayı (Rabb'in çoğulu olan) erbâb kelimesiyle adlandırılmışlardır. Böylece Allah da Rabbii'l-erbâb olur. Bunların nürâniliklerindeki mertebeler farklıdır. Bu münâsebetle bunların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a âlemindeki misâli, güneş, ay ve yıldızlar olur. (Mişkât, 72
Âlem-i enir, sebebsiz olarak Hakk'tan vücüd bulan şeydir. Meleküt karşılığında kullanılır. (Tstılâh, 539
Âlem-i akl (akıl âlemi) mahcüb (perdelenmiş) ve gayr-i mahcüb (perdelenmemiş) olmak üzere ikiye ayrılır. Sıfat a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibleri /a , mahcüb olanlardır. Bunlar makam sâhibleri olan meleküt âlemidir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: Her birimizin bilinen bir makamı vardır. Sâffât, 37/164
Gayr-i mahcüb olanlar gayb hazinelerinde gizlenmiş, selb ashabı olan Allah'ın güveyleridir (vuslata ermiş kişilerdir). Allah, onları kıskandığından başkaları onları bilmesin, onlar da yalnızca onu bilsinler diye onları gizlemiştir. Onlar, muhakkiklerin fenâ olarak tâbir ettikleri makamdadırlar. (Tedbirât, 154
Allah sana rahmet etsin ve basiretini aydınlatsın! Bilesin ki, meleküt âlemi, şehâdet âlemini hareket ettirir ve Allah'ın bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hikmet/" hikmeti /a olarak O'nun kendi hâkimiyeti altındadır. Bunun böyle olması kendisinin buna müstehak olmasından değildir. Şehâdet âleminden hiçbir durgunluk, yeme, içme, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelam/" kelâm /a ya da susma meydana gelmez. Bunlar ancak gayb âleminden sâdır olur... (Tedbirât, 170
Âlem-i emr, âlem-i meleküt ve âlem-i gayb, rühlar ve rühâniler âlemidir. Çünkü bunlar, Hakk'ın emriyle madde ve zaman bakımından vâsıtasız olarak vücüd bulan şeylerdir. (Kâşânî, 106; Câmi’, 89
a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/alem-i-misal/" âlem-i misâl /a 97
