yaptığı bir ameldir. Şirk-i hafi (gizli şirk) ise âletle yapılmayacak bir işte âlete başvurmaktır. Bu da müşrikten başka bir şey değildir. Çünkü o, ancak ve ancak ilim (bilgi) sâhibidir. Her şirk, bir ilmi (bilgiyi) gerektirir. Hakk, o ilmi hak olarak taleb eder (bilginin inkârını değil, kabül edilmesini ister). Maksad ilimden başka bir şey değildir. Onların çoğu Allah'a inanmaz, onlar müşriktirler. Ulemâ-yı billah (Allah'ı bilen insanlar) çoğalmış, geriye mü'minlerden kalabalık bir tâife kalmıştır. Onlar şirk içindedir, (ama) şirk içinde olduklarını bilmezler. Bundan dolayı, içinde bulundukları şirki bilmedikleri için, onları şirke a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a etmemiştir. Ama onlar bunun farkında değildirler. (Fütühât, IV, 433
şu'ab-ı sada 981 şu'ab-ı sada Şuab-ı sadâ, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vahidiyyet/" vâhidiyyet /a mertebesinden a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyet /a mertebesine yükselmekle tahakkuk eden farkın cem'idir. Bunun mukabili sadâ-yı şuabdır. Bu da ahadiyyet mertebesinden vâhidiyyet mertebesine iniştir. Davet ve
