kuvvetlerdir. Diğeri, onunla cisimlerin tamamlandığı ve o cisimleri şekil, görünüş, biçim ve süs bakımından tertib eden ve son şeklini vern kuvvettir. Güneş ışığının havanın tüm parçalarına sirâyet etmesi gibi, bu da felek-i muhitten yeryüzünün merkezine doğru sirâyet eder
Faal akıl, yaratıcısından ve her mevcüdun sebebi olan o nürun yaratıcısından feyz aldığı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbette /a , nefsi devamlı kuvvet ve nürla takviye eder. Cüz'i nefs âlemdeki mevcüdların nefsidir. Yıldızlar ve felekler gibi. O nefs, mevcüdlara hayat veren ve Külli Nefs'in idâresiyle o mevcüdu idâre eden nefstir. Çünkü cüz'i nefs, Külli Nefs'in akıldan sudür etmesi gibi Külli Nefs'ten sudür etmiştir. Her hareket eden ve canlı olanın bir nefsi vardır. Dikkat çekilen ve anlatılmak istenen insana ait olan nefs-i nâtıkadır. Bu da insanın şekil ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a , hayatının, hareketinin, irâdesinin, fikir ve görüşünün sırrı ve ilâhi âlemlere erebilen bir mânâdır. (Ravza, 117
Bazı aşırı süfiler demişlerdir ki Nefs onların bastırılmış a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâları /a ve zorla mahâretli rakkaseleridir (dansözleridir, çünkü nefs çok oynak bir varlıktır). Cevheri meçhul olan nefsin zâtı üç kısma ayrılır: Birincisi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelime /a mânâsında her mevcüdun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdunu /a fvarlığını) ifâde eden emr âlemindendir. İkincisi, maddeden ayr mânâsındaki emirdir. Bu da, cisimle irtibâtı olmayan her zâttır. O cisim değildir ve cisimde de değildir. Üçüncüsü ise, sınırı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/veliye/" veliye /a yabancı gelen bir durumdur. Onun varış noktası vâcib olan ilk meştettir (başlangıçtaki irâdedir). Gayesi tekliktir.
Onlardan bir topluluk ise şöyle demiştir: Nefsin cevheri, illetli (problemli), anlaşılmaz bir mânâya a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibdir /a , bilir, fakat bilinmez. Onun, kendi zâtını bilmemesi, mülk âlemindeki vücüdudur (varlığıdır). Kendi zâtını bilmesi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melekut/" meleküt /a âlemindeki vücüdudur. Cümlesinden çıkması, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ceberut/" ceberüt /a âlemine girmesi ve bütün bunların ondan yok olmasıdır. nefs Onun, adem-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a (mutlak yokluk) diye anlaşılan ölümü ise gayesine ulaşmasıdır. (Ravza, 119
Nefs, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/zaruri/" zarüri /a ilimleri ve hislerle (duyularla) alâkalı hükümleri elde etmeden önce basit nefs olarak isimlendirilir. Onda tam bir temyiz, eksiksiz hisler, doğru düşünce ve fikir meydana gelince ve külli mânâlar tahakkuk edince fıtri akıl; bilgi bakımından farklılık arz eden varlıklarda tasarruf sâhibi olur, sebeble müsebbiblerini bağdaştırır, çirkin olanı zıddından ayırır, burhâni akıl yürütmeyi tanzim edebilir ve şübhe bakımından burhâna ihtiyacı kalmazsa buna akl-ı bi'l
