korumak, düşmanlıktan uzak durmak, haddi aşmaması için nefse yüklenmektir. (Ravza, 479
Şeyh , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isfak/" işfâkı /a merhamet duygusuna yakın bir hazerin (sakınmanın) sürekliliği şeklinde açıklamıştır. Bu izah, işfakın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bidayattaki/" bidâyâttaki /a (başlangıçtaki) aslı ve şeklidir. Amelde işfak, amelin boşa çıkacağı endişesinden kaynaklanır. Ebvâbdaki asıl mânâsı, nefsine acıyarak kötülüklerden ve devamından sakınmaktır. İşte bu, hevâsına uyması, şeriat ve tarikata baş kaldırmaya meyletmesinden dolayı kişinin nefsine olan işfakıdır. Çünkü nefsin özünde kötülüklere meyil ve haktan yüz çevirme husüsiyeti vardır
Muâmeleta işfak ise, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/murakabe/" murâkabeye /a , âdâba riâyete aykırı olan halktan uzaklaşmak, yani Hakk'tan başkasına nazar ve iltifât etmemek için vakit ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/zamana/" zamana /a dikkat etmektir. Çünkü Hakk'tan başkasına nazar etmek, riâyet ve murâkabeyi ortadan kaldırır. Çünkü Hakk ile huzür (Hakk'ın huzürunda bulunmak ya da huzür hâli yaşamak) cem'dir. Riâyet de murâkabe de ancak O'nunla huzür hâlinde olur
İşfakın ahlâktaki derecesi, Hakk'ın murâdının dışında isteklerde bulunması endişesiyle nefse, bilebildiği kadarıyla günâhlarından dolayı cezâlandırılacakları korkusuyla halka işfaktır
İşfâkın usüldeki derecesi, mânevi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/terakki/" terakkiye /a mâni bıkkınlık, usanç veya geride işrâk-işrâki
