Ân-ı dâinı (sürekli an) Ezel ile ebedi içine alan İlâhi Hazret mertebesinin genişlemesidir. (Ezel ve ebedin) her ikisi de ezeldekilerin ebeddeki zaman parçalarına doğru zuhüru için şu anki vakit içindedir. Ezel ve ebedin bütün parçalarını içine almasıyla ezel, ebed ve içinde bulunulan an birleşir. Bunun için ona zamanın bâtını veya zamanın aslı denir. Çünkü zamanın parçası olan ârı'lar, onun (zamanın) üzerindeki nakışlar ve hüküm ve süretlerinin zuhür a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a değişikliklerdir. O aslında her zaman kendi hâli içinde vardır, sâbittir, ve değişmezdir. (Bu hazrete indiyet a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a edilebilir. Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: Rabb'in indinde (katında) sabahı ve akşamı yoktur. (Kâşânî, 32; Câmi’, 28, 76
ân-ı dâim (Tasavvuf Sözlüğü)
Ân-ı dâinı (sürekli an) Ezel ile ebedi içine alan İlâhi Hazret mertebesinin genişlemesidir. (Ezel ve ebedin) her ikisi de ezeldekilerin ebeddeki zaman parçalarına doğru zuhüru için şu anki vakit içindedir. Ezel ve ebedin …
