idrâk edebilir. (Lüma', 424
Hiss-i müşterek ortak duyular) bir nakış levhasıdır. Orada mekân tuttuğu zaman, müşâhid hükmünde olur. Nice hisse nakşolunan şeyler vardır ki, histen zâil olmuşlar, süretleri bir an için hiss-i müşterekte kalmıştır. Böylece müşâhid hük380 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/himmet/" himmet /a
münde kalmışlar, düşünceye aksetinemişlerdir. Sana söylenen şey hafızanda bulunsun: Çaptan her durumda doğru bir çizgi olarak, dâirenin çevresinde hareketli nokta nakşolunmuştur
Süret, hiss-i müşterek levhasında şekillendiği zaman müşâhede gerçekleşir. İster ilk olarak dış a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a hissedilen bir şey resmedilmiş bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a olsun, ister hissedilen şeyden kalan bir şeyin zihindeki kalıntısı olsun, ister hissedilen şeyin yok olmasından sonra yeniden sâbit olması şeklinde olsun, isterse hissedilen bir şeyden değil, mümkün olması hâlinde zihindeki bir şeyden vâki olsun birdir. (İşârât, IV, 128
Muhakkiklere göre mükemmel bir insanın terkibi üç mânâdan oluşur: Bunlardan birincisi rüh, ikincisi nefs, üçüncüsü ceseddir. Bu üç mânâdan her birini ayakta tutan bir sıfat vardır. Rühun sıfatı akıl, nefsin sıfatı hevâ, cesedin sıfatı ise histir. (Hücvîrî, 238-239
Hazret-i cismiyyet, zikrettiğimiz mahsüsâtı (duyularla algılanabilen şeyleri) içinde toplar. Bunun emiri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a , haracına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib-olan/" sâhib olan /a da hisstir. Hisler, izâfi bir ihtilâfta oldukları hâlde, mahsüsâtı alıp haracın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olan hisse teslim eder, hayâlin hazinesine yükseltir. Burada kendisine yükseltilen şeyin cinsinden bir isim elde eder. Bu durumda bunlardan mahsüsât ismi kalkar ve mütehayyilât (hayâl edilebilir olan şeyler) ismi verilir
Bundan sonra hayâl, hatırlama gücü altında mahsüsât gibi harac sâhibi olur, onları ezberler. Burada mütehayyilât ismi, onlardan mezkürât a (hatırlanan şeylere) ya da mahfüzât a ezberlenen şeylere) intikal eder
Sonra fikrin gücü altında harac sâhibi olan zikir (hatırlama), bunları ona arz eder, tecrübe a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a ayırır. Bunlar hakkında kendi idâresine bağlı bulunanlara soru sorarak bunlardaki hak ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/batil/" bâtıl /a şeyleri birbirinden ayırır. Çünkü, hissin pek çok yanıltıcı tarafı vardır. Mezkurâtın ismi, onlardan mütefekkerâta (düşünülen şeylere) intikal eder. Onları tedkik a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a , yanıltıcı unsurları hisse geri gönderdiği, sahih olan şeyleri alıp onları akıl hazretine huzüruna, mertebesine) aktardığı zaman fikir, aklın gücü altında (aklın çalışma sürecinde elde edilen) bereketin de sâhibi olur
Akıl mertebesine ulaştığında, kendisine gelen ilim ve ameller ona dahil olur ve kendilerini ona arz eder ve ameller, bu kulağın ameli , bu gözün ameli , bu dilin ameli şeklinde birbirinden ayrılır. Bu durum, amellerin hepsinin tamamlanmasına, ilimler ve onların isimlerinin mâkulâta (düşünülen şeylere) intikal etmnesine kadar devam eder... (Tedbirât, 188
Kevni a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/berzah/" berzahta /a kabül eder nefs
Ulvi felekte kabül edilir rüh
hitâb iki emin arasında
His ise süfli felekte bağlı
Mânâlar âleminde anlayış yardımıyla yürürsen, mânâların lezzetinden dolayı hislerin perdelenir. Hissin, mânâda rahata erdiğinde, sırrın, mânâların müşâhedesinden perdelenmez. Hislerle beraber beka, başında da sonunda da daha iyidir. Onun şerefi arzu edilen cennette a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ru-yet/" rü'yet /a sırasında ortaya çıkacaktır. (Letâ'if, 188
