Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

ayn'a (Tasavvuf Sözlüğü)

izâfetle her ikisine itibâr edildiğinde Hissi ve akli dersin; biri diğerine izâfe edilerek her ikisine itibâr edildiğinde Ulvi ve sufli dersin. Bazen biri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/alem-i-mulk-ve-sehadet/" âlem-i mülk …

izâfetle her ikisine itibâr edildiğinde Hissi ve akli dersin; biri diğerine izâfe edilerek her ikisine itibâr edildiğinde Ulvi ve sufli dersin. Bazen biri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/alem-i-mulk-ve-sehadet/" âlem-i mülk ve şehâdet /a , diğeri ise âlem-i gayb ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/melekut/" meleküt /a olarak isimlendirilir

Lâfızların hakikatlerini araştıran kimse bazen bu kadar çok lafza a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayret /a eder ve pek çok mânâ olduğunu sanır. Kendisine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatlerin /a açıldığı insan ise mânâları asıl, lafızları bu mânâlara tâbi şeyler olarak kabül eder. (Bu konuda) zayıf olanın durumu ise aksinedir. Zira o hakikatleri lafızlardan elde etmeye çalışır. (Mişkât, 70

İki âlem vardır: Birinci âlem âlem-i gayb, diğer âlem ise şübheden ari a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a âlemidir. Iki hâkim ise şunlardır: Birinci hâkim Zâhir ismi, diğer hâkim ise kıyas kabül etmeyen Bâtın ismidir. (Letâ'if, 56

Tenzih ve teşbih anlayışıyla ilgili olarak anlattığımız dâireler şunlardır: iki siyah çizgiyle çevrili olan beyaz dâireler, İlâhi Hazret'in tenzihe ait olan dâirelerine misaldir. Bu her şeyi kuşatınca Allah şöyle buyurmuştur: Dikkat edin! O, her şeyi kuşatır. Allah her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. (Talâk, 65/12

Ortasındaki yuvarlak çizgiyle ayrılan beyaz dâire ise insan dâiresidir. Küçük yuvarlak tek çizgiden İlâhi Hazret tarafına olan kısım, insanın İlâhi Hazret'e benzemesinin misalidir. En küçük çizgiden daha küçük çizgiye kadar olan kısım insanın maddi aleme benzemesinin misalidir. İçerisinde yer alan dörde bölünmüş kısım ise âlemleri bütün olarak saymak içindir

Merkezi çevreleyen beyaz dâire, insanın üzerinde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halife/" halife /a olduğu ve emrine verildiği âlemin dâiresidir. Âlemler arasındaki bölümlerin kuşattığı yere kadar merkezin dışında kalan dört çizgi ise, âlemlerin arasını ayıran fasılalardır. Bu, ortaya koymuş olduğumuz sırrın gerçekleştirilmesinin misalidir. (İnşâ', 24

Ârâs-i ilâhiyye: ... Ârâs, ta'ris ten türemiş olup, yolculukta belli bir eve bir kimsenin konuk olmasına denir. Mânevi ve hissi olmak üzere iki çeşit yolculuk vardır. Hissi yolculuk mâlümdur. Mânevi yolculuk ise, bazı mânâların kalbde devamlı ve peşpeşe doğarak ve bizbirini izleyerek belirdiği yolculuktur. Bu mânâlar kalbe gelip onunla birleştiğinde, o kalb bu mânâların birleştiği bir yer hâline gelir. Bu birleşme, gelen o mânâyı hakikat olarak ifâde etmek içindir. Bunun Allah'a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesinin /a sebebi, o mânâları kalbe Allah'ın göndermiş olması ve o mânâların ortaya çıkması için kalbi o mânâlara O'nun mekân kılmış olmasıdır. Bunlar 94 âlem

Kendisi Kendisi ile

ile kaim, kaim, gayr-ı

cisim ve mütehayyiz

cevherler gibi Müfârık

mütehayyiz akıllar gibi

Kendinden Kendisi ya da gay

rıyla kaim olmayan

gayrıyla kaim, ma'düm ya da

mütehayyiz, Mevcüd olmayan

arazlar gibi olan ya da

Cenab-ı Hakk'ın kendisi hakkında Külle yevmin hüve fi şe'n (O her an yeni bir iş, yeni bir yaratmadadır) buyurduğu durumlar cümlesindendir. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a âlemi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a ve âhiretin devamı üzerine bir yolculuk hâlindedir. Çünkü Hakk, dünyâ ve âhiretin devamı esası üzerine halk (yaratış) işleridir. (Fütühât, III, 498

Âlem, ikinci gölgedir. O, mümkün varlıkların süretleriyle birlikte Hakk'ın zâ