bir felektir. Vücüdi dememiz, ondan önce zikredilen hebâ ve tabiat gibi feleklerin hükmi olup ayni (gerçek) olmadıklarına dikkat çekmek içindir. Bu feleğe atlas denmiştir, çünkü, içinde hiç yıldız ve gök cismi yoktur. Bu yüzden devir süresini ve yörüngeyi katettiğini gösterecek bir belirti bulunmaz. Bu feleğin bir yerinde göz açıp kapayıncaya kadar yörüngesinde yetmiş bin defa dönen küçük bir felek gördüm ve onun ne olduğunu sordum. Bana onun ân feleği, yani her dönmesine ân denilen bir felek olduğunu söylediler. Bu atlas feleği, kendi hareketiyle dönen bütün feleklerin hareket ettiricisidir. Bunun hareketi bir tarzda ve tek irâdeyle tabiattan kaynaklanır. Bu yüzden, Allah'ın irâdesiyle âlemin bekası uzun süre devam eder. (Merâtib, 32
Merâtib-i vüicüddan biri olan felek-i cevzâ (ikizler feleği); biaynihi (bizâtihi) varlığı olmayan hükmi bir gök cismi olup, güneşle ay arasındaki iki bilinen uzaklıktan merâtib-i vücüd
ibârettir. Bu iki uzaklıktan birine baş , öbürüne ise kuyruk adı verilir. Bu uzaklıklardan birinde, ayla güneşin arasına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a girer, o zaman ay, güneşin ışığını alamaz, ay tutulması olur. Çünkü ayın ışığı güneşten gelir. İkinci uzaklıkta ay, dünyâ ile güneşin arasına girer ve tıpkı bulutun perdeleyip ışığı engellemesi gibi, güneş ışığının dünyâya gelmesine engel olur. Bu durumda güneş tutulması gerçekleşir. Bunların keyfiyetini açıklamaya kalksak birçok matematik hesaplamalarıyla vaktini alırız. Bu, felsefenin ta kendisidir. Ancak bu mânâyla alâkalı söylenecek keyfiyet bu kadardır. Bu hükmi gök cismini, felekler feleği a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mertebesinde/" mertebesinde /a saymışlardır. Çünkü hükmi durumlar, vücüd (varlık) âleminde maddi varlıkların en üst mertebesinde yer alır. (Merâtib, 33
Merâtib-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucuddan/" vücüddan /a biri de, felek-i miüikevkeb (gök cisimleriyle donatılmış felek) ve mıntıka-yı burüc (burçlar mıntıkası) diye adlandırılan felek-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/eflak/" eflâktır /a (felekler feleğidir). Yedi gök içinde yer alan yedi gök cismi dışında kalan tüm sabit yıldızlar ve gezegenler onun içindedir. Böyle olmasaydı (yani o felekler feleği olmasaydı), bütün yıldızlar ve gök cisimleri onun içinde yer almazdı. Bu sebeble ona burçlar mıntıkası, felekler feleği ve mükevkeb feleği denilmiştir. Bil ki, yıldızların feleklerindeki varlığı, balığın sudaki varlığına benzer. Her yıldızın feleğinde yıldızın içinde döndüğü küçük bir felek ve mükevkeb feleğin kendi cinsinden olup kalbin hayatın devamını sağladığı gibi onu koruyan bir kutub vardır
Merâtib-i vücüddan biri de Semâ-yı Zühal'dir (Satürn semâsıdır). Orası, yedinci semâdır. Bu semânın cevheri karanlık gece gibi siyahtır. Allah onu insan aklına mukabil yaratmıştır. Orası Efendimiz Hz. İbrâhim'in s4 semâsıdır. (Merâtib, 34
Merâtib-i vücüddan biri de Semâ-yı Müşteri'dir (Jüpiter semâsıdır). Bu semânın cevheri mavidir. Allah onu insandaki kaygı ve endişeye mukabil yaratmıştır. Orası Efendimiz Hz. Musâ'nın semâsıdır
Merâtib-i vücüddan biri de Semâ-yı Behrâm'dır (Behram semâsıdır). Orası Merihtir (Mars'tır). Allah onu insandaki vehme mukabil yaratmıştır. Rengi kan gibi kırmızıdır. O, Efendimiz Hz. Yahyâ'nın semâsıdır
Merâtib-i vücüddan biri de Semâ-yı Şems'tir (Güneş semâsıdır). Rengi altın gibi sarıdır. O, feleklerin kalbidir. Allah onu insanın kalbine mukabil yaratmıştır. O, Efendimiz Hz. İdris'in 4 semâsıdır
Merâtib-i vücüddan biri de Semâ-yı Zühre'dir (Venüs semâsıdır). Bu semânın cevheri yeşil renklidir. Allah onu insandaki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâl /a kuvvetine mukabil yaratmıştır. O, Efendimiz Hz. Yusuf'un semâsıdır. (Merâtib, 35
Merâtib-i vücüddan biri de Semâ-yı Utârid'dir Merkür semâsıdır). Bu semânın cevheri kurşunidir. Allah onu insandaki fikri a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikate /a mukabil yaratmıştır. O, Hz. Nuh'un semâsıdır
Merâtib-i vücüddan biri de Semâ-yı Kamer'dir (Ay semâsıdır). Bu semânın cevmerâtib-i vücüd heri gümüş gibi beyaz ve şeffaftır. Allah onu insan bedenindeki rüha mukabil yaratmıştır. O, Hz. Âdem'in semâsıdır
Merâtib-i vücüddan biri de kürre-i nâriyyedir (ateş-küredir). Orası, ateş küre adını alan, esir felektir. Kevn fesâd (oluş ve bozuluş) âleminde fiili hareket, onuncu akıl olan Faal Akıl gereğince bu küreden kaynaklanmıştır. Bu felek dört
