aynıyla yetinen kişidir. (Ravza, 606
Süfiyyenin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/bidayet/" bidâyeti /a tahalluk (başlangıcı ahlaklânmaj, nihâyeti tahakkuktur (sonu ise kendilerinde Hakk'ın gerçekleşmesidir). Süfi, eziyete katlanmak ve rahatlığı terketmek gibi cismâni tahalluka devam a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a müddetçe a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/islam/" islâm /a makamındadır. Cismâni zarüretlerden sıyrılarak meleki bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâka /a intikal ettiğinde imân makamında olur. İlâhi sıfatlarla bezendiğinde ise a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a makamına ermiş olur. (Ravza, 618
Süfinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a (şudur): O ilmiyle amel eden âlimdir. Yani, ancak ihlâsla amel eden âlim kimsedir. Tasavvuf ilmi, sadece ihlasla amel etmeye ulaşmanın yoluna dâir mârifettir (doğrudan bilgidir), başka bir şey değildir. Âlim, ihlas üzere ilmiyle amel etmiş olsa, o da hakiki bir süfi olmuş olur. (Envâr, I, 195
Tasavvuf, safâ'dan gelir, bu köktendir. Lafzında kalb (harf değişmesi) vardır. Kelimenin aslının sonunda vâv harfi vardır, ancak vâv fâ'dan önce gelmiştir. Çünkü a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucerred/" mücerred /a masdarının aslı safv'dır. Süfinin süfi olarak adlandırılması, sırlarının
