Azamet, akılların elbise olarak giydiği azamet, tecelli anında onları Hakk'ı idrâkten engelleyen bir örtüdür. Tahkike göre azamet Hakk'ın bir sıfatı değildir. O ancak Allah'ı bilen kalblerin sıfatıdır. Azamet, elbisenin giyen üzerinde olması gibi kalbin üzerinde olan bir sıfattır. Bu azamet, Allah'a karşı (kullukla) övünmeye karşı akılları ardından örter. Azamet, o akıllara, O'nun huzürunda küçük düşmeyi mirâs bırakır. Âleme o sıfatla yönelip, o sıfata yönelmemesi, Azim'in azametle sıfatlanmasının delillerindendir. (Fütühât, II, 101
fazâzil 2)15 ) Azâzil'in hâlleri hakkında çeşitli görüşler var: Bunlardan birine göre o gökte ve yeryüzünde bir davetçiydi. Gökte meleklere iyilikleri, yeryüzünde insanlara kötülükleri gösteren bir davetçi. Çünkü eşyâ zıdlarıyla bilinir. İnce kumaşlar siyah çulun ardında dokunur. Melek iyilikleri gösterir ve iyi olana şöyle der: Bunu yaparsan karşılığını alırsın. İblis de kötülükleri gösterir ve remzen (sembolik olarak) şöyle der: Bunu yaparsan, karşılığını alırsın. Kötüyü tanımayan iyiyi de tanıyamaz. (Tavâsin, 207
İblis'in adı O'nun adından türemişti. Sonradan Azâzil olarak değiştirildi. Azâzil kelimesindeki ayn himmetinin yüceliğine; zâ himmetinin arttıkça artışına, elif benliği hakkındaki görüşlerine; ikinci zâ makamı için gösterdiği zühde, yâ eski bilgisine sığınmasına, lâm secde etineme konusundaki mücâdelesine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işârettir /a ... (Tavâsin, 208
Ona Azâzil denmiştir, çünkü o azledildi. O, O'na (Allah'a) dostluğu uğruna azledilmişti. Başlangıcından sonuna varamadı. Çünkü o, nihâyetinden çıkarıldı. Onun çıkışı, kavuşma ateşinde ve keskinliğinin nürunda yanınakla ortaya koyduğu kararlılığındaki sadakatinin yansımasıdır. Gösterdiği yakıcı bir hayal, bunun bedeli ise yanıp sönen lışığı sürekli olmayan) bir yüktür. Onun şerâhim i (hayat tarzları) brahmanca (zındıkça , kesinlikleri şübheli, körlükleri bathami dir (nefsâni veya maddidir)". (Tavâsin, 209
