Akıl, rühun dili ve basiretin tercümânıdır. Basiret, rüh için kalb, akıl ise dil mesabesindedir
Basiret, kalbe ait bir güç olup Kuds'ün nüruyla nürlanmıştır. Kalb a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yanin/" eşyânın /a hakikatini ve içyüzünü onunla görür. Eşyânın süret ve şekillerini gören nefsin gözü mesâbesindedir. Hakimler buna akli-nazari kuvvet adını vermişlerdir. Ama Kuds'ün nürlarıyla nürlanıp Hakk'ın hidâyetiyle perdeler aralanınca, hakimler o zaman buna Kudsi kuvvet adını verir. (Kâşânî, 37, Câmi’, 78
Basiret, ihlâs a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a bir kimsenin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayret/" hayretli /a bakışıdır. Birinci inceliği, şeriatla kaim olan haberi, âkıbetinden korkmayan bir Zât'tan sudür ettiğini bildiği için desteklemektir. İkinci inceliği, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hidayet/" hidâyete /a çekme a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ve-dalalet/" ve dalâlete /a düşürmedeki adaleti müşâhede etmektir. Üçüncü inceliği de, mârifet çeşmesinin fışkırmasını, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâretin /a sâbit olduğunu, ferâsetin meyve verdiğini (görebilecek) basirettir. (Ravza, 488
