Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

bazı vâridler (Tasavvuf Sözlüğü)

kabz hâlini icâb ettirir, fakat kabz hâli tam ve kâmil olmadığı için, bu durumda bulunan sâlik, kabzın dışında kalan bazı şeylerle de meşgul olabilir. Kabz hâlinde bulunan bazı sâlikler ise, bu durumda iken a href …

kabz hâlini icâb ettirir, fakat kabz hâli tam ve kâmil olmadığı için, bu durumda bulunan sâlik, kabzın dışında kalan bazı şeylerle de meşgul olabilir. Kabz hâlinde bulunan bazı sâlikler ise, bu durumda iken a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendilerinin/" kendilerinin /a kabz hâline geçmelerine sebeb olan vâridden başka bir vâridle alâkadâr olamazlar. Bu sebeble sâlik, kendisine gelen vâridle tamamen kendinden geçmiş bir a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâldedir /a . (Kuşeyri, 35

Kabz ve bast, kuldan tekellüfü düşüren iki hâldir. Bunların gelişi kesbi olmadığı gibi, mücadele ile de gitmezler. Allah kabz eder, bast eder. Şu hâlde kabz, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hicab/" hicâb /a hâlindeki kalblerin kabzından, bast ise keşf hâlindeki kalblerin bastından ibârettir. Bunların her ikisi de kulun tekellüfü ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayreti /a olmadan Hakk tarafından gelir. Âriflerin kabz hâli, müridlerin havf hâline benzer. Âriflerin bast hâli de, müridlerin recâ hâline benzer. Kabza ve basta bu mânâyı yükleyen topluluğa göre böyledir

İki mânâdan ötürü, şeyhlerin bir kısmına göre kabzın derecesi basttan daha yüksektir. Birincisi, Kitâb'da (Kur'an'da) kabz, basttan önce zikredilmiştir. İkincisi, kabzda bir erime ve kahrolma, bastta ise bir nazlanma ve lütuf hâli vardır. Şübhesiz beşeriyetin erimesi ve nefsin kahrolması gözetilmesinden daha iyidir. Zira nefs en büyük perdedir. (Hücvîrî, 454

Allah Teâlâ buyurmuştur ki: Sonra onu fuzamış olan gölgeyi) yavaş yavaş kendimize çektik. Bu babda yer alan kabz ile, Hakk'ın kendisi için ayırmış olduğu fricâlullah ya da ehlullah makamlarından olan) zanâin makamına a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a edilir. Bunlar üç fırkadır: Bir fırkayı Hakk, sakınma kabzıyla tamamen kendisine kabz etmiş, bunları âlemlerin gözünden gizlemiştir. Bir başka fırkayı da