Bedene, seyr sülüka başlayan, süfilerin derecelerini ve sâliklerin merhalelerini kat eden nefse kinâyedir.(Kâşânî, 36, Câmi’, 78
(Ayrıca bk. nefs
bedi ( ayas ) Bedi kelimesinin teveccühü (yönelişi), örneksiz olarak yapan herkese ve İlk Akl'ın icâdınadır, o da kalemdir. Onun teveccühü, hemze harfinin ve mertebelerinin icâdınadır. Yine onun teveccühü derecelerden iki şartın icâdınadır. Yine onun teveccühü, Zât'ın ilâhi nefesinin imdâdına ve ziyâdesinedir. Ziyâde olmasının sebebi, Allah Teâlâ'nın şöyle buyurmuş olmasıdır: Göklerin ve yerin bedi'i (yaratıcısı) O'dur. Çünkü göklerin ve yerin her ikisi de örneksiz olarak yaratılmıştır. Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır, yani kalemdir. Kalem, Allah'tan zuhür eden ilk örneksiz yaratık, ilk fiildir. Örneksiz yaratılan her şey mübdaâ, onu örneksiz olarak yaratan da Mübdi'dir
Eğer ilim, bazılarının ilim târifinden anladıkları gibi, bilinen şeyi tasavvur etmekten ibâret olsaydı, yaratılan bu şey mübdâ olmazdı. Çünkü o, onu ibdâ ve icâd eden, kendisindeki bir örneğe göre ve ona mutabık olarak icâd etmiştir. İşte bu, Hakk'ın nefsinde bulunan örnekten icâd edilmiştir. (Fütühât, II, 414
