olan benim. Ben O'yum. Ben O olan O'yum.
hü hü/hüve hüve
Sanki ben benim veya sanki ben Hü'yum (O'yum) ya da O benim. Ey zanneden! Eğer sen bensen bu beni şaşırtmaz. Sanma ki şu an ben benim! Sanma ki, ben ben olacağım! Sanma ki ben ben oldum! (Sanki ben, ârifin bu cildi ya da bu hâlimden ibâretim. Eğer Sen bensen bunda sakınca yok, ama ben değilsin.) (Tavâsin, 194
Vücüdumdan sıyrıldığımda
şuhüd üzere O'yum ben
Benim varlığırndı O
şuhüdumun özüdür
Hü, Allah'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a gayb olan hüviyyetidir. (Kâşânî, 45; Câmi’, 104
(O), iki arazı olan bir cevher ve iki vasfı olan bir zâttır. Bu cevherin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a (hüviyeti) ilim ve kuvvetlerdir. Alim ve hakim (olan iki sıfat,) kuvvetlerin kanallarında dolaşır ve üçlü kuvvet şeklinde dışarı çıkar... (İnsân, I, 7
hü hü/hüve hüve Hakk'ın mahlükata teslim a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a şeydir. Çünkü o O'dur; ben O'yum. O, O'dur. (Tavâsin, 193
hubb (alâmât-ı hubb; alâmet-i hubbillah; ke's-i hubb; şarâb-ı hubb; taleb
İki sevgiyle seviyorum seni
Biri beni sana bağlayan sevgi
Sevilmeye lâyık olmanın sevgisi senin
Beni sana bağlayan sevgi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yuzunden/" yüzünden /a
Yalnız seni anarım başka kimseyi değil
Sevilmeye lâyık olmanın sevgisi ise
Görebilmem için seni
açmandır perdeleri
Yok bu sözde övünme
Zaten övünmüyorum
Her iki sevgide de övünmek
(Hanım süfilerden) Hayyüne'yi şöyle derken işittim: Allah'ı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/seven-kimse/" seven kimse /a (O'nunla) ünsiyet kurar; (O'nunla) ünsiyet kuran (O'nun sevgisiyle) coşar; (O'nun sevgisiyle) coşan kimse (O'nu) özler; (O'nu) özleyen kimse çılgına döner; çılgına dönen kişiyle alay edilir; alaya muhâtab olan (O'na) vâsıl olur (ulaşır); (O'na) vâsıl
