Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

berk-hark-tams (Tasavvuf Sözlüğü)

(Sözlükte silmek, yok etmek, ortadan kaldırmak demek olan) tams, açık olan şeyden açıklığın gitmesidir. (Lüma', 434 Tams, hiçbir eseri kalmayacak şekilde bir şeyin yok olmasıdır. (Hücvîrî, 466 doğuda gördü parlak ışığı …

(Sözlükte silmek, yok etmek, ortadan kaldırmak demek olan) tams, açık olan şeyden açıklığın gitmesidir. (Lüma', 434

Tams, hiçbir eseri kalmayacak şekilde bir şeyin yok olmasıdır. (Hücvîrî, 466

doğuda gördü parlak ışığı

doğuyu özledi hemen

batıyı özlerdi elbet

batıda parlasaydı

Burada Hakk'ın halkta ve süretlerde tecelli edişindeki rü'yetine, bunun da onu, tecellinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a zuhür etmesi sebebiyle kâinâta taalluk etmeye götürdüğüne a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a ediyor. Çünkü doğu, kevni zuhür yeridir. Eğer a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gercekte/" gerçekte /a batı isimli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/huviyyet/" hüviyyet /a tecellisi olan tecelli kalblerde vâki olsaydı, bu âşık onu doğu ufkunda, süretlerin en nezih tecellisinden, tecellinin mahalli olarak gördüğü için elbette yine tenzih ve gayb âlemini özlerdi. (Terciimân, 54

Berk (şimşek), kula ilk olarak görünen ve seyr fillâh (Allah'ta seyr) etmesi için Rabb'e yakınlık makamına çağıran ilk lâih (parlayan) ışıktır. (Kâşânî, 36, Câmi’, 78

Hark, fenâya cezb eden tecellilerin ortasıdır. Bunların başlangıcı berk, sonu ise tams fi'z-Zât'tır (Zât'ta yok olmaktır). (Kâşânî, 59; Câmi', 81

Tams, bütün şekillerin tamamıyla Nürlar Nüru'nun sıfatlarında kaybolmasıdır. (Kâşânî, 65; Câmi’, 89

Berk, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tasavvuf/" tasavvuf /a yoluna girmeye davet eden ilk ışıktır. İlk inceliği recâ aynında parlayan bir ışıktır. Az lütuf onunla çok görülür, çok amel onunla azımsanır. Kazânın acıları onunla tatlanır. İkinci inceliği, vatd ufkundan emel köşkünde hazer (sakınma) aynında parlayan bir ışıktır. Yaratılmışlar konusunda zühde erdirir, sırrı temizler. Üçüncü inceliği, lütuf tarafından iftikar aynında parlayan bir ışıktır. İftihâr nehri akar, sevinç bulutları belirir ve neş'e yağar. (Ravza, 490

(Ayrıca bk. bevâdih-hücüm/hevâcim; levâ'ih-levâmi'-tavâli'-tavârık