Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

berzah (Tasavvuf Sözlüğü)

Berzah, cisimler âlemiyle mânâlar âlemi arasında bulunan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a âlemidir. (Istılâh, 540 Berzalı, bilinenle bilinmeyenin, var olanla yok olanın, sâbit olanla fâni olanın, …

Berzah, cisimler âlemiyle mânâlar âlemi arasında bulunan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a âlemidir. (Istılâh, 540

Berzalı, bilinenle bilinmeyenin, var olanla yok olanın, sâbit olanla fâni olanın, düşünülebilir olanla düşünülebilir olmayanın arasını ayıran bir durumdur. Istılâh olarak berzah denilmiştir. O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a düşünülebilirdir ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hayal/" hayâlden /a başka bir şey berzah-ı câmi 1S1 değildir. Sen, akıl a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olduğun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a onu idrâk a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a , vücüdi (varlığa ait) bir şeyi idrâk ettiğini öğrenirsin, gözün ona yönelir, orada bir şeyin olmasına herhangi bir delil bulunmadığını kesin olarak bilirsin. (Fütühât, I, 380

Berzalı, iki şeyin arasını ayıran üçüncü şeydir. Buna misâl âlemi de denir. Yani o, kesif cesedlerle a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mucerred/" mücerred /a rühlar âlemini, yani a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâ /a ve âhireti ve âhiret arasındaki engeldir. Süri keşf ondan olur. (Kâşânî, 36, Câmi’, 78

Mevtım-ı sâlis (üçüncü vatan ya da mertebe), dünyâ ve âhiret arasındaki ...berzahtır perde veya engeldir).... Şeyh (İbn Arabi?) şöyle demiştir: Biliniz ki, berzah, güneşle karanlık arasını ayıran çizgi gibi, iki şeyi birbirinden ayıran perdedir. İki denizin karışması hakkında Allah'ın şu beyânında olduğu gibi: (O iki denizin) aralarında berzah vardır, (bu yüzden birbirine) karışmazlar. (Âyetin Arabca olan aslında geçen) Yebgiyân' ifâdesinin mânâsı, (denizlerden) birinin diğerine karışmamasıdır. Bundan dolayı ikisini ayıran perdeyi his gözü idrâk edemez, eğer idrâk etseydi, o zaman bu berzah olmazdı. O zaman da mâlüm ile meçhul, mevcüd ile mâdüm, menfi ile müsbet tolumlu ile olumsuz), mâkul ile gayr-ı mâkul arası berzah diye isimlendirilir. İşte bu hayâldir. Sen akıllı biri olarak onu idrâk ettiğinde, vücüdi (varlıkla alâkalı) bir şeyi idrâk ettiğini bilirsin, onu görmen vâki olur, onu kat'i olarak bilirsin. Bu sebeble o, bütün ve asıl olan bir şeydir. (Esfâr, 54

berzah-ı câmi Berzah-ı câmi", bütün berzahların aslı olan ilk taayyün ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vahidiyyet/" vâhidiyyet /a mertebesidir. Bu sebeble berzal-ı evvel lilk berzalı) , berzah-ı âzam , berzah-ı ekber fen büyük ve muazzam berzah) olarak adlandırılır. (Kâşânî, 37, Câmi’, 78

bevâdi (bk. bâdi/bevâdi

bevâdih-hücüm/hevâcim Bevâdih, gaibden kalbine birdenbire ve aniden gelen şeydir. Bu hâl, kalbde neşe veya hüzün meydana getirir. Hücüm ise, senin zorlaman olmadan, vaktin kuvveti sayesinde kalbine gelen şeydir. Vâridin kuvveti veya zayıflığına göre çeşitleri vardır. Bevâdihin kalbi de