Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

besinde butünun (Tasavvuf Sözlüğü)

karşılığı zuhürdur Dakika (İncelik): Vâhid folan Allah), senin tevhidinle bir olmaz. O her zaman birdir... Zâten âlim de aslında hiç kimsenin kimseyi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a etmediğini bilir …

karşılığı zuhürdur

Dakika (İncelik): Vâhid folan Allah), senin tevhidinle bir olmaz. O her zaman

birdir... Zâten âlim de aslında hiç kimsenin kimseyi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevhid/" tevhid /a etmediğini bilir

Allah'ım! Seni olduğundan başka şekilde tavsif etmekten tenzih ederim

Sen'den başkası Sen'i hakiki mânâda tevhid edemez. Allahım! Sen öyle muhteşem

sin ki, seni, lâyık olduğun şekilde medh senada bulunamayız

Tevhid-i Zât (Zât'ın tevhidi), a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyetin /a ezelde müşâhedesiyle olur. bunun

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vahidiyyet/" vâhidiyyetin /a ebedini müşâhede etmekle görülmez. Çünkü ahadiyyet-i

cem a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mertebesinde/" mertebesinde /a ilk tecelli ancak ahadiyyetledir

Vâhidiyyet farkının taayyün etmesindeki ikinci tecelli ise vâhidiyyetle olur. İşte

bu sebeble, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/musahede-edilenin/" müşâhede edilenin /a açığa çıkması için müşâhedeler farklı farklıdır

Tevhid-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/huviyyet/" hüviyyet /a hüviyyet tevhidi): Hüviyyet tevhidinin mâhiyeti idrâk

edilemez. O kendisini O olması, O'nunla bulunması ve O'na ait olması bakımından

tevhid eder ve bunun mâhiyeti de O'nu tevhid edene gizli kalır. Hakikatte sınır yoktur

Dakika: İnkârdan sonra a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isbat-etmek/" isbât etmek /a avâmın tevhidinde bulunduğu gibi, ftevhidde) Hü (O) a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâreti /a ( O diyerek işârette bulunmak) havâss tevhidinde bulunur. Bunun için bu tür işâret, muhâdara-i ıyân mertebesi nde bulunanların tevhidi olmuştur. Bu ifâde delil ve burhân makamında geçerlidir. Hakikat: Kâinâtla delil gösterme makamında kalan kimseye müşâhede kapıları kapalı kalır. Akıl a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olsa bile öz yerine kabukla yetinir. Görmüyor musun ki, hitâbın işâreti, kapıda bekleyenle kerâmet sâhibleri arasında ne kadar farklı. (Kavânin, 8

Nihâyât (son mertebeler), mârifet, fenâ, beka, tahkik, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/telbis/" telbis /a , vücüd, tecrid, tefrid, cem' ve tevhiddir. (Rihle, 207

Tevhid, Allah'ın ahadiyyetinin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâli /a ve vahdâniyyetinin tahkiki süretiyle Muvahhed'in (Tevhid Edilen'in, Birlenen'in)) doğmamış, doğurmamış tek varlık olarak kabül a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesi /a ; teşbih (benzetme), tasvir (şekil sâhibi sayma), tekyif mâhiyetini açıklama) ve temsile (herhangi bir şeyin dengi olduğunu kabül etmeye) düşmeden, O'nun zıddı, ortağı ve benzeri olduğunun ve O'ndan başkasına ibâdet edilebileceğinin reddedilmesidir

Zamanında İşeriat ve tarikat imamı) iki tâfenin müftüsü Şeyh Mustafa Necâ tevhid hakkında şunları söylemiştir: Şeriatta tevhid, Zât ve sıfatlarında Allah'ın tek olduğuna inanmak ve mâbüd olarak sadece onu tanımaktır. Hakikat ehline göre tevhid, Allah'ın Zât'ını, aklen tasavvur edilen ve zihnen tahayyül edilen her şeyden tecrid etmektir. (Rihle, 215