Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

beyt-i şems (Tasavvuf Sözlüğü)

dediler ona. (Heyâkil, 99 cihetân: zıyk ve se a İki cihet (yön); zıyk ve sen (darlıkdaralma ve genişlik-genişleme), Zât'a ait iki itibârdır. Birincisi, O'nun anlaşılan ve düşünülen her şeyden tenzih a href …

dediler ona. (Heyâkil, 99

cihetân: zıyk ve se a İki cihet (yön); zıyk ve sen (darlıkdaralma ve genişlik-genişleme), Zât'a ait iki itibârdır. Birincisi, O'nun anlaşılan ve düşünülen her şeyden tenzih a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesiyle /a olur. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a vahdetinin itibârıdır. O'nunla beraber O'ndan başka hiçbir şey vücüd ve düşünülür olma noktasında bir genişliğe a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhib /a olamaz. Bu durum, süfilerden bir kısmının Allah'ı Allah'tan başka hiç kinse tanıyamaz dedikleri gibi zıyk fdarlık) denilen durumdur. İkinci olarak, bütün mertebelerde, gerekli olan bütün isim ve sıfatları itibâriyle sonsuz sayıdaki zuhür yerlerindeki zuhürudur. Buna da sen fgenişleme) denir. Şu şiirde olduğu gibi:

deme O'nun yurduna yayla doğusu

her yaylanın mamur yerinde bir yurt

her su üzerinde bir konağı var O'nun

her kalıntı üzerinde de bir izi

(Kâşânî, 42; Câmi', 80