Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

bidâyâttaki (Tasavvuf Sözlüğü)

şekli, itâat ve emre muvâfakat etmesi, günâhlardan ve emre muhâlefetten uzak durmasıdır. Ebvâbdaki şekli, hayra teşvik eden şeylerden zevk almak, rezil ve kötü şeylerden tiksinmektir. Muâmelâttaki şekli, nefsi ona mekân …

şekli, itâat ve emre muvâfakat etmesi, günâhlardan ve emre muhâlefetten uzak durmasıdır. Ebvâbdaki şekli, hayra teşvik eden şeylerden zevk almak, rezil ve kötü şeylerden tiksinmektir. Muâmelâttaki şekli, nefsi ona mekân yapmak ve onunla rahatlamaktır

Ahlâktaki şekli, faziletlerden hoşlanmak, reziletlerden hoşlanmamaktır. Edviyedeki derecesi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/basiret/" basiret /a nürunun cezb a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sekinet/" sekinet /a nürunun rahatlattığı şeyle ünsiyet etmektir. Ahvâldeki şekli, keşf nüruyla ünsiyet etmek, cemâlin verdiği rahatlıkla rahatlamaktır

Velâyâttaki derecesi, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vahidiyyet/" vâhidiyyet /a tecellisiyle ünsiyet etmektir. Hakaikteki derecesi, sıfat perdelerinin arkasından parıldayan Zât'ın cemâl nürlarıyla ünsiyet etmektir. Nihâyâttaki derecesi ise, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahadiyyet/" ahadiyyetin /a zâtında şekil ve görüntülerin tamamen yok olmasıdır. (Câmi’, 287

Süfilerden biri şöyle demiştir: Allah'la ünsiyet, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heybet/" heybet /a hissi olmakla beraber, haşmet hissinin yok olmasıdır. Allah'tan başka ünsiyet edilen şeylere karşı kalbdeki tâzim duygusu azalır. Allah'a heybet ve tâzim artmadıkça, ünsiyet de artmaz. (Nebhâni, I, 237

Üns, heybet hissi olmakla beraber, haşmet hissinin yok olmasıdır. Bu, Cüneyd'in görüşüdür

Zünnünrt şöyle demiştir: Üns âşıkın, mâşükun yanında serbest olması, resmiliğin ortadan kalkmasıdır. Hz. İbrâhim'in 5: Rabb'im! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster. demesiyle, Hz. Müsâ'nın 34 Bana (kendini) göster, sana bakayım. sözü üns ile açıklanmıştır

Vâsıti ise: Bütün kâinâttan kalben irtibâtını kesmeyen kimse üns mahalline varamaz. demiştir

Mülik Dinâr: Mahlükatla sohbetten uzaklaşıp, Allah'la sohbet etmeyen kimsenin ilmi azalır, kalbi körelir ve ömrü zâyi olur şeklinde açıklamıştır

Ebü Said Harrâzrh şöyle demiştir: Üns, rühun kurb meclislerinde gerçek sevgili olan Allah'la sohbet etmesidir. Allah'a itâat, O'nu zikretmek, kelâmını tilâvet etmek ve Hakk'a yaklaştıran diğer emirlere yapışmak gibi şeylerle ünsiyet etmek de bazen üns sayesinde meydana gelir. Bu kadarlık bir üns de Allah'tan bir lütuf ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsândır /a . Fakat bu üns, muhiblerde olan üns hâli değildir. Üns, şerefli bir hâl olup, bâtının temizlenmesi, sâdık bir zühdle süpürülmesi, takvânın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kemal/" kemâle /a ermesi, her çeşit sebeb ve alâkalardan koparak bütün havâtırı yok etmekle gerçekleşir.

Bana göre ünsün a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a , Cenâb-ı Hakk'ın azametini görmenin ağırlığı ile beşeri varlığın silinip süpürülerek bir kenara atılması, rühun fetih meydanlarında serbestçe yayılmasıdır

üstâz/üstâd 1147 Ünsün, kalbi tek başına etkisi altına alan bir yönü vardır. Üns beraberindeki heybetle kalbi toparlar, onun muhtelif şeylerle olan alâkasını keser. Heybet hâlinde olan rühun bütün gücünü toplayarak nefsi hâkimiyeti altına alması sözkonusudur. (Nebhâni, I, 372

üstâz/üstâd Üstâdın temkin husüsunda tasarrufu ve tebyin (açıklama) husüsunda da izâh salâhiyeti vardır. Üstâd, kâmil dâirelerden biridir. Evveller ve sonlar onun yaymasıyla dürülmüştür. Üstâd, âlim-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlaktır /a . Tahakkuk etmiş (gerçekten mevcüd olan, uydurma olmayan) ) bir senedin efendisidir. Üstad, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâk /a