Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

bidâyet (Tasavvuf Sözlüğü)

Bidâyet, alışılmış hayattan emredilen bir hayata çıkmak, sonra takdir edilene, sonra yine alışılmış olana dönmektir. Sınırları korumak şarttır Sen, yeme içme, giyim, evlilik, barınma, mizâcından çıkar, şeriatın emir ve …

Bidâyet, alışılmış hayattan emredilen bir hayata çıkmak, sonra takdir edilene, sonra yine alışılmış olana dönmektir. Sınırları korumak şarttır

Sen, yeme içme, giyim, evlilik, barınma, mizâcından çıkar, şeriatın emir ve yasaklarına döner, Allah'ın Kitâbı'na ve Resülü'nün sünnetine uyarsın... Zâhirinde ve bâtınında hevândan, nefsinden ve nefsinin benliğinden fâni olursun. Bâtınında Allah'ın birliğinden, zâhirinde de O'na tâat ve emir ve yasaklar konusunda kulluktan başka bir şey olmaz

Böylece bu, hareket edişinde ve duruşunda, gecende ve gündüzünde, yolculuk ve ikametinde, zor ve rahat zamanlarında, hastalığında ve sağlığında ve bütün hâllerinde senin alışkanlığın, şiârın, elbisen hâline gelir

Sonra kader vâdisine ilhak edersin. Orada kader seni kucaklar, azim, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/gayret/" gayret /a , güç ve kuvvetinden fâni olursun. Kader sana kalemin yazdığı ve (ilâhi) ilmin önceden bildiği kısımları sevk eder. Sen onlara bürünürsün. Korunma ve selâmet onlardan verilir, sınırlar onlarda korunur, Mevlâ'nın yaptığıyla uyuşma onlarda elde edilir. Şeriatın kaidesi zındıklık ve haramları mübâh kılmaya geçit vermez. (Fütüh, 132

bismillâhi'r-rahmâni'r-rahim BERİ âl emet ) Ehl-i hakaik demiştir ki: Besmelenin mânâsı, uğur, bereketlenmek ve insanların söz ve işlerine besmeleyle başlamalarına teşvik içindir. Nitekim Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'e besmeleyle başlamıştır... (Gunye, 1, 112