sıfatıdır. Hakk ise değişmez, başkalaşmaz. (Hücvîrî, 499
Hüzün, hazen kelimesinden gelir. Bu da engebeli fve düz olmayan), zor demektir. Bir adamın huzüneti, ahlâkının zorluğudur
Hüzün ancak kaybedilen şey için geçerlidir. Kaybedilen geçmiş geri gelmez, ancak benzeri gelebilir. Kişi, geçip giden şeyin benzerini elde eden bir kişiyi hatırladığı zaman, bu hatırlama onun kalbinde hüzne sebeb olur. Bilhassa nefeslerini gözeten kişi için o (arzu edilen şey), nâil olmanın zorluğu demektir. Bunu, süfilerden ancak müşâhede ehli kişiler elde edebilir. Üstelik imkânların elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ilmesi/" edilmesinde /a , işin de tamamının elde edilmesi yoktur (imkânların geniş olması, o işin tamamen muvaffak olması mânâsına gelmez). Bu durumda (bir fırsatın) elden kaçması kaçınılmaz olur, dolayısıyla hüzün de kaçınılmaz olur. Bu makam ve ortaya çıkan bu durum, huzürun değil, gafletin neş'et etmesidir. (Fütühât, Il, 183
Hüzün gaib (şu an burada olmayan) için inlemek ve imkânsıza üzülmektir. Demişler ki: Avâmın hüznü hukuk (haklar) konusundaki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ifrat/" ifrâttan /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/havassin/" havâssın /a hüz
