kişiyi de (ilâhi) izzet darbesiyle paramparça eder. (Menâzil, 11
Allah Teâlâ buyurmuştur ki: Andolsun Allah'ın Resülü'nde sizin Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı ümid eden (râci) ve Allah'ı çok anan kimseler için güzel bir örnek vardır. Andolsun onlarda (Hz. İbrâhim ve onunla beraber bulunanlardaj, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı ümid eden (râci) kişiler için güzel bir örnek vardır. Recâ, müridin en zayıf mertebesidir. Çünkü o, bir yönden muhâlefet, bir yönden de itirâzdır. Bu, (süfiler tarafından meydana gelen) topluluğun yolunda, ruünet (bencillik ve bönlük) içinde vâki olur. Ancak bunun bir faydası vardır. Bu sebeble, Kur'ân ve Sünnet'te ismi zikredilmiş ve muhakkiklerin mesleklerine dâhil edilmiştir. Bu fayda, havf hararetini söndürmektir. Bu sayede kişi ümidsizliğe düşmez
Recânın üç derecesi vardır: Birinci derecesi, amel eden kişiyi mücâhedeye götüren, (Hakk'a) hizmet etmekten lezzet almasını sağlayan, düşmanlığı bırakarak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/musamaha/" müsâmaha /a tabiatını uyandıran recâdır. İkinci derecesi, riyâzet erbâbının, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/lezzetler/" lezzetleri /a reddedip ilmin şartlarına sarılarak ve hamiyyet sınırlarının hakkını vermeye çalışarak himmetlerini saflaştıracakları bir noktaya ulaştıracak recâdır. Üçüncü derecesi ise, kalbleri temiz olan kişilerin recâsıdır. Bu recâ ise, hayatı can sıkıcı hâle getirecek ve mahlükat husüsunda zâhid olmayı teşvik etmeye götürecek olan Hakk Teâlâ'ya kavuşma recâsıdır. (Menâzil, 14
havf-recâ ' 343
Recâ ve havf, mukarrebünun kendileriyle makbul makamlara uçtuğu iki kanat ve âhiretin sarp yollarını kat a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a iki binek gibidir. Rahmân'a yakınlık ve cennetlerdeki rahatlık ancak bunların rehberliğinde gerçekleşebilir. Cenneti ümid etmek hayli uzak, elde etmenin yükü ağır, etrafı hoşa gitmeyen şeylerle ve bedenin organları için de birçok zorluklarla çevrilidir... (İhyâ', IV, 174
Recâ, sâliklerin makamı ve tâliblerin hâlleri cümlesindendir. Sıfat yerleşik ve sabit hâle gelince buna makam, sabit ve yerleşik değil hızla gelip geçen bir durum ise buna da hâl denir. Tıpkı altındaki sarılığın kalıcı, ürperme duygusundan ve hastalıklardan kaynaklanan sarılığın geçici olması gibi. Kalbin sıfatları da bu tür kısımlara ayrılır. Kalıcı olmayana hâl denir, çünkü o hemen kayboluverir.... (İhyâ', IV, 174; Kudâme, 316
Bu, kalbin her sıfatı için geçerli olan bir hâldir. Şu anda bizim hedefimiz recânın hakikatini anlatmaktır. Recâ; hâl, ilim ve amelden meydana gelir. İlim hâli meydana getiren bir sebebdir, hâl ameli gerektirir, recâ ise bu üçünün birden adıdır
Karşılaştığın her sevimli ve sevimsiz şey ya şu anda mevcüd olan, ya geçmişte meydana gelmiş olan yahut da gelecekte olacak ya da beklenmekte olan şeydir. Hatırına geçmişte mevcüd olan bir şey gelirse buna zikir ve tezekkür denir
Şu anda mevcüd olan bir şey aklına gelirse, buna vecd , zevk ya da idrâk denir. Vecd denmesinin sebebi, onu kendi nefsinde bulmuş olduğun bir hâl olmasıdır
Gelecekte olacak olan bir şey aklına geldiğinde ve bu durum kalbine hâkim olduğunda, buna da intizâr ve tavakkü (beklenti ve ummaj denir
Beklenen şey, kalbde acı ve elem meydana getirecek bir şey olarak vuku bulduğunda buna, havf ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isfak/" işfâk /a ; arzu edilen, kalbin bekleme ve alâka duymayı arzu ettiği, varlığının hatırlatılmasıyla lezzet ve memnuniyet duyduğu bir durum vâki olursa, bu memnuniyet durumuna da recd denir. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a recâ, kalbin arzu ettiği bir şeyi beklemekten huzür duymasıdır
Fakat arzu edilen bu beklentinin bir sebebi olması gerekir. Eğer sebeblerin çoğu elde edildiği için onu bekliyorsa, buna recâ adını vermek doğru olur (sağlıklı bir recâ sebeblerin yerine getirilmesini ve gereken her şeyin yapılmasını gerektirir). Fakat sebebler tamamlanmamış, düzenli olarak yerine getirilmemiş ve bozuk olduğu hâlde arzulanan şeyi beklemeye recâ adını vermekten çok, aldanış ve ahmaklık demek daha uygundur. Eğer beklenen sevimli şeyin sebeblerinin varlığı veya yokluğu bilinmiyorsa, bu beklemeye temenni demek daha doğrudur. Çünkü bu sebebsiz bir beklemedir. (İhyâ', IV, 174-175
Havf, gelecekte hoşlanmadığı bir şeyle karşılaşma düşüncesiyle kalbin yarıp tutuşması ve üzülmesi demektir... (İhyâ , IV, 190; Kudâme, 322
Allah ile ünsiyet edip kalbini O'na bağlayan ve vaktini devamlı olarak Hakk'ın cemâlini müşâhede ile geçiren kimse, geleceği düşünecek vakit bulamayacağı için, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a havf ve recâ diye bir şey kalmaz. Hâli havf ve recâdan daha üstün olur. Çünkü bunlar (havf ve recâ), nefsin benliğe sapmasına engel olan birer köstek gibidirler. Vasıti buna a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a Havf, kul ile Allah arasında bir perdedir ve Hakk'ın tecelli ettiği kalblerde havf ve recâ diye bir şey kalmaz demiştir. Hulâsa, sevenin Sevgili'sini müşâhadede ayrılık korkusu ile meşgul olması müşâhedede eksikliktir. Müşâhedenin devamı ise makamların en üstünüdür. (İhyâ', IV, 190-191
Havf, övülen bir şeydir. Bazen havf olan her şeyin övgüye değer olduğu zannedilir. Havfın, ne kadar kuvvetli ve ne kadar çok olursa o kadar övgüye değer olduğu görüşü yanlıştır... (İhyâ', IV, 192
Aslında havf, Allah'a yaklaşmak için insanı ilim ve amele sevkeden ilâhi bir kamçıdan ibârettir. (İhyâ', IV, 192; Kudâme, 323
Hayvanlar için en uygunu kırbaçsız kalmamaktır. Çocuk için de böyledir. Fakat bu, fazla dövmenin daha makbul olduğu mânâsına gelmez. Her şey gibi havfın da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ifrat/" ifrât /a , a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tefrit/" tefrit /a ve itidal tarafları vardır. Makbül olan, vasat ve mütedil derecedeki havftır. (İhyâ', IV, 192
Havf, hoşlanılmayan bir şey (ile karşılaşılacağı) beklentisinden dolayı ortaya çıkar. Hoşlanılmayan şey, ya ateş gibi bizâtihi korkunçtur ya da ondan hoşlanılmaması bizâtihi değil de herhangi bir kötülüğe vesile olması a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yuzunden/" yüzündendir /a . Âhirette insanın hoşlanmadığı şeylerle karşılaşmasına sebeb olan günâhlar böyledir. Bu, tıpkı ölüme sürükleyecek şeyleri yemekten çekinen hastanın durumuna benzer. Her hâif (korkan kimse) bu iki kısımdan hangisi için korktuğunu düşünmelidir. (Bu düşünceyle) kalbdeki beklenti güçlenmelidir ki, o hoşlanılmayan şeyin hissedilmesi korkusu o kişinin kalbini yakabilsin. (İhyâ', IV, 194
Bil ki, havfın mı, yoksa recânın mı üstün olduğu husüsunda pek çok haber ve bu konuda görüş a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/beyan/" beyân /a eden nice insan vardır. Bunlardan hangisinin üstün olduğu husüsunda şübheler ârız olur. Havf mı, yoksa recâ mı daha üstündür? sorusunu soran kişinin bu sorusu fâsid bir sorudur. Tıpkı Ekmek mi üstündür, yoksa su mu? diyen kişinin sorusuna benzer. Bunun cevâbı da Aça 5 1 8 1 5 10 920 1350 49 27 96.667870 göre 5 1 8 1 5 11 978 1348 75 25 92.657883 ekmek, 5 1 8 1 5 12 1064 1355 78 14 92.657883 susuza 5 1 8 1 5 13 1152 1350 50 27 96.823318 göre 4 1 8 1 6 0 150 1386 1051 29 -1 5 1 8 1 6 1 150 1393 24 14 96.176788 su 5 1 8 1 6 2 186 1386 53 21 96.176788 daha 5 1 8 1 6 3 251 1386 126 21 81.252678 üstündür. 5 1 8 1 6 4 390 1387 60 20 96.637146 Hem 5 1 8 1 6 5 462 1393 31 20 96.567032 aç, 5 1 8 1 6 6 504 1386 53 21 95.992249 hem 5 1 8 1 6 7 568 1386 30 21 93.302780 de 5 1 8 1 6 8 608 1393 103 18 91.554947 susuzsa, 5 1 8 1 6 9 723 1386 131 28 96.607185 hangisinin 5 1 8 1 6 10 865 1386 59 21 96.463844 daha 5 1 8 1 6 11 936 1386 61 28 96.232719 galib 5 1 8 1 6 12 1008 1386 121 29 93.268440 olduğuna 5 1 8 1 6 13 1138 1386 63 21 90.614166 bakı- 4 1 8 1 7 0 150 1419 1050 34 -1 5 1 8 1 7 1 150 1425 33 21 89.125702 lır: 5 1 8 1 7 2 194 1425 68 27 96.837219 Açlık 5 1 8 1 7 3 272 1425 61 21 93.303902 daha 5 1 8 1 7 4 343 1425 90 28 92.862617 galibse 5 1 8 1 7 5 441 1425 89 25 96.557137 ekmek, 5 1 8 1 7 6 542 1425 112 21 96.425240 susuzluk 5 1 8 1 7 7 665 1425 60 21 93.173874 daha 5 1 8 1 7 8 737 1425 86 28 91.449684 galibse 5 1 8 1 7 9 833 1432 28 14 96.620575 su 5 1 8 1 7 10 870 1426 73 20 96.364998 üstün 5 1 8 1 7 11 953 1425 56 21 96.485146 olur. 5 1 8 1 7 12 1022 1419 52 27 95.914284 İkisi 5 1 8 1 7 13 1086 1425 29 21 95.914284 de 5 1 8 1 7 14 1126 1426 74 26 96.758484 eşitse, 4 1 8 1 8 0 150 1463 1051 29 -1 5 1 8 1 8 1 150 1463 41 21 96.525291 her 5 1 8 1 8 2 202 1463 50 21 96.808784 ikisi 5 1 8 1 8 3 264 1463 30 21 96.896194 de 5 1 8 1 8 4 304 1464 42 26 96.367218 eşit 5 1 8 1 8 5 357 1463 102 29 96.605377 değerde 5 1 8 1 8 6 470 1463 55 21 96.709587 olur. 5 1 8 1 8 7 537 1464 32 20 96.621841 Bu 5 1 8 1 8 8 579 1463 74 25 96.828201 misâl, 5 1 8 1 8 9 664 1463 112 28 96.704697 herhangi 5 1 8 1 8 10 786 1463 34 21 96.635071 bir 5 1 8 1 8 11 831 1464 63 28 96.285950 şeyin 5 1 8 1 8 12 905 1463 195 29 91.568581 üstünlüğünden 5 1 8 1 8 13 1110 1463 91 21 91.568581 maksa- 4 1 8 1 9 0 150 1501 888 29 -1 5 1 8 1 9 1 150 1501 47 25 96.690323 dın, 5 1 8 1 9 2 208 1501 122 21 96.398003 kendisine 5 1 8 1 9 3 338 1501 67 29 96.844154 değil, 5 1 8 1 9 4 416 1501 134 21 93.121468 maksadına 5 1 8 1 9 5 560 1501 89 21 92.760529 izâfetle 5 1 8 1 9 6 658 1504 78 26 93.286156 ortaya 5 1 8 1 9 7 745 1501 183 29 91.603760 konabileceğini 5 1 8 1 9 8 937 1502 101 27 95.949081 gösterir. 2 1 9 0 0 0 150 1551 1051 188 -1 3 1 9 1 0 0 150 1551 1051 188 -1 4 1 9 1 1 0 199 1551 1000 33 -1 5 1 9 1 1 1 199 1556 60 28 85.673454 Havf 5 1 9 1 1 2 264 1563 25 14 93.298355 ve 5 1 9 1 1 3 299 1556 44 21 92.626640 recâ 5 1 9 1 1 4 352 1556 32 21 93.284790 iki 5 1 9 1 1 5 395 1556 101 21 92.704117 devâdır. 5 1 9 1 1 6 510 1556 104 21 92.497742 Bunlarla 5 1 9 1 1 7 624 1556 87 21 92.497742 kalbler 5 1 9 1 1 8 720 1556 79 21 91.957344 tedâvi 5 1 9 1 1 9 807 1556 72 21 96.468369 edilir. 5 1 9 1 1 10 890 1551 159 26 96.238045 Üstünlükleri 5 1 9 1 1 11 1060 1556 30 21 93.089607 de 5 1 9 1 1 12 1100 1556 99 21 92.606323 mevcüd 4 1 9 1 2 0 150 1595 1051 29 -1 5 1 9 1 2 1 150 1595 53 21 96.734901 olan 5 1 9 1 2 2 212 1595 113 29 96.661140 hastalığa 5 1 9 1 2 3 334 1595 97 28 96.509926 göredir. 5 1 9 1 2 4 441 1595 79 25 96.799423 Kalbe, 5 1 9 1 2 5 528 1595 70 21 96.108353 Allah 5 1 9 1 2 6 606 1595 116 21 93.269730 Teâlâ'nın 5 1 9 1 2 7 729 1595 138 21 92.437019 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mekrinden/" mekrinden /a 5 1 9 1 2 8 876 1595 62 21 96.698700 emin 5 1 9 1 2 9 949 1595 59 21 96.547333 olma 5 1 9 1 2 10 1018 1602 29 14 96.962807 ve 5 1 9 1 2 11 1055 1595 106 21 93.297821 bununla 5 1 9 1 2 12 1170 1595 31 21 92.465164 al- 4 1 9 1 3 0 150 1632 1050 27 -1 5 1 9 1 3 1 150 1633 86 21 92.395744 danma 5 1 9 1 3 2 247 1633 56 21 93.286713 hissi 5 1 9 1 3 3 313 1633 110 25 92.374512 hâkimse, 5 1 9 1 3 4 435 1633 55 21 96.615326 havf 5 1 9 1 3 5 499 1633 61 21 96.878990 daha 5 1 9 1 3 6 570 1633 122 21 96.468033 üstündür. 5 1 9 1 3 7 703 1633 53 21 92.843300 Yeis 5 1 9 1 3 8 766 1632 149 27 70.960114 lümidsizlik) 5 1 9 1 3 9 926 1640 29 14 96.649414 ve 5 1 9 1 3 10 965 1633 100 21 93.260735 Allah'ın 5 1 9 1 3 11 1076 1633 124 21 91.497360 rahmetin- 4 1 9 1 4 0 150 1671 1049 27 -1 5 1 9 1 4 1 150 1672 47 21 93.297981 den 5 1 9 1 4 2 212 1672 70 21 92.674149 kanüt 5 1 9 1 4 3 298 1671 84 27 26.303596 5 1 9 1 4 6 627 1672 55 21 93.290367 hissi 5 1 9 1 4 7 696 1671 111 26 91.870277 hâkimse, 5 1 9 1 4 8 830 1679 5 14 95.855133 o 5 1 9 1 4 9 849 1679 82 14 96.246956 zaman 5 1 9 1 4 10 946 1672 30 21 93.287109 da 5 1 9 1 4 11 990 1672 50 21 92.802559 recâ 5 1 9 1 4 12 1054 1672 61 21 96.806725 daha 5 1 9 1 4 13 1129 1673 70 20 95.842468 üstün 4 1 9 1 5 0 151 1709 1049 30 -1 5 1 9 1 5 1 151 1710 55 21 96.589401 olur. 5 1 9 1 5 2 220 1711 83 20 96.787354 Bunun 5 1 9 1 5 3 317 1710 53 28 96.499825 gibi, 5 1 9 1 5 4 383 1710 40 21 93.181145 kul 5 1 9 1 5 5 434 1710 112 29 89.972923 a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/masiyyet-2/" mâsıyyet /a 5 1 9 1 5 6 558 1710 79 21 96.426437 hâkim 5 1 9 1 5 7 650 1710 82 25 96.546280 olursa, 5 1 9 1 5 8 755 1717 4 14 95.367142 o 5 1 9 1 5 9 771 1717 82 14 96.652649 zaman 5 1 9 1 5 10 866 1710 57 21 96.682419 havf 5 1 9 1 5 11 933 1711 71 20 96.693123 üstün 5 1 9 1 5 12 1016 1710 51 21 96.974014 olur 5 1 9 1 5 13 1080 1717 28 14 91.948608 ve 5 1 9 1 5 14 1120 1709 80 22 91.667793 havfın
havf-recâ' a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a olarak daha üstün olduğunu ileri sürmek de mümkün olur... (İhyâ', IV, 201-202
İnsanların çoğu için, havf recâdan daha üstündür. Çünkü onlara genelde mâsıyyet fisyânlar, günâhlar) hâkimdir. Açık, gizli, küçük, büyük her türlü günâhı terk eden muttaki için havf ve recâ eşit seviyede olması daha doğrudur. Bundan dolayı Mü'minin havfı ile recâsı tartılsaydı, bunlar birbirine denk gelirdi denmiştir. (İhyâ', IV, 202
Yahya Muâz şöyle der: Allah Teâlâ'ya sırf korkudan dolayı ibâdet eden, efkâr deryasına dalar, sırf recâdan dolayı ibâdet eden ise, aldanış sahrasında bocalar. Kim de havf ve recâ ile ibâdet ederse, zikirlerin hedefine istikamet bulur. (İhyâ', IV, 204
Havf ve recâ makamı elde edilmeden sabretme a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/imkani-2/" imkânı /a yoktur. Çünkü din makamlarının ilki; Allah'a, âhirete, cennete ve cehenneme kesin olarak inanmaktan ibâret olan imân kuvvetidir. Bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/zaruri/" zarüri /a yakin, insanda cehennem korkusu ve cennet sevgisinin heyecânını oluşturur. Havf ve recâ, insanları sabra hazır duruma getirir. Cennet, mekârihle (sevilmeyen şeylerle) kuşatılmıştır. (Cennet konusundaki) recânın kuvveti olmadan bunlara sabredilemez. Cehennem ise şehvetlerle (sevilen şeylerle, aşırı istek ve arzularla) kuşatılmıştır. Bunlara karşı koyabilmek için ise mutlaka havf kuvvetine ihtiyaç vardır. (İhyâ , IV, 205
Havf, kötü zandan kaynaklanıp kalbde meydana gelen bir korkudur. Haşyet de bunun benzeridir. Ancak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hasyet/" haşyet /a bir tür (Allah hakkında) tâzimi ve (kendi hakkında) küçümsemeyi gerektirir
Havfın zıddı, cüretkârlıktır. Fakat havfın mukabili emniyet duygusu da olabilir. Korkan ve güvende olan, kendini güvende hisseden , havf ve emn (korku ve güven)
