Cemâlullâh-i Teâlâ, Allah'ın yüce sıfatları ve esmâ-yı hüsnâsından ibârettir. Bu tâbir umümidir. Husüsi olarak izah edilecek olursa rahmet, ilim, lütuf, nimetlendirme, cömertlik, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a , rezzâkiyyet, hallâkiyyet, faydalandırma gibi sıfatlarının tamamı cemâl sıfatıdır. Burada bir de ortak sıfat vardır. O sıfatın bir yüzü cemâle, diğer bir yüzü de celâle bakar. Rabb ismi gibi. Bu isim terbiye ve icâd itibâriyle cemâl, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/rububiyyet/" rubübiyyet /a ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kudret/" kudret /a itibâriyle celâl ismidir. Allah ve Rahmân isimleri de böyledir. Rahim ismi ise böyle değildir. Çünkü Rahim cemâl ismidir. Sen bununla kıyasla artık
Bil ki Hak Sübhânehü ve Teâlâ'nın cemâlinin çeşitleri çok olsa da, şu iki çeşitten hâli değildir. Iki çeşitten biri mânevi olup, esmâ-yı hüsnâ ve yüce sıfatların mânâsından ibârettir. Bu çeşit cemâl, Hakk'ın kendisini müşâhedesine mahsüstur. İkincisi sür? olup, bütün teferruât ve çeşitleri itibâriyle mahlükat tâbir olunan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a âlemden ibârettir. O mutlak âlem, hey'etin tecelli a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a yerde zuhür eden mutlak ilâhi güzelliktir. Halk dediğimiz işte bu tecelli yerlerinin ismidir. Bu isimnın ilâhi cemâlin tecelligâhı olması itibâriyle âlemden çirkin ya da güzel olan gibidir. Çünkü vücüd mertebesinden, mertebesini muhafaza için, çirkin cinsini çirkinliğe yüklemek ilâhi güzellikten olduğu gibi, güzel cinsini güzelliğe yüklemek de a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucuddan/" vücüddan /a mertebesini muhafaza için yine ilâhi güzelliktendir
Bil ki eşyâdaki çirkinlik itibari olup onun özüne ait değildir. Bu âlemde çirkinlik namına ne varsa hepsi itibaridir. Şu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a varlıktan mutlak çirkinlik hükmünü a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/cem-iyyet/" cem'iyyet /a
kaldırırsan, geriye mutlak güzellikten başka bir şey kalmaz. Günâhların çirkinliğini görmüyor musun? Bu çirkinlik yasaklama yoluyla ortaya çıkmıştır. Kötü kokuların çirkinliği ise, tabiatine hoş gelmeyen kimse itibâriyledir. (İnsân, I, 53
Celâlullah (Allah Teâlâ'nın celâli), Zât'ının, isim ve sıfatların asıl mâhiyetlerindeki zuhürundan ibârettir. Bu mücmel bir târiftir. Tafsilâtına gelecek olursak celâl; a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/azamet/" azamet /a , kibriyâ, mecd, senâ ve kendisine ait bütün cemâl sıfatlarından ibârettir. Çünkü, cemâlin zuhürunda a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/siddet/" şiddet /a olursa bu da celâl olarak isimlendirilir. Tıpkı celâlinin halk üzerindeki zuhürunun başlangıcına cemâl dendiği gibi. İşte Her cemâlin bir celâli, her celâlin bir cemâli vardır diyen kimse bu nükteye a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a etmiştir. Yüce Allah'ın, halk (yaratılanlar) elinde bulunan cemâli, kendilerine zuhüru yönüyle, ya cemâlin celâli ya da celâlin cemâlidir. Ama mutlak cemâl ve mutlak celâl, sadece Allah'a mahsüstur, ondan başkasında görülmez. Halk o husüsta kıdem a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a değildir. Allah'ın celâlini izah ederken İsim ve sıfatlarında olduğu gibi, asıl mâhiyetleriyle zuhüru itibâriyle de Zât'tan ibârettir demiştik. Bu müşâhede de O'ndan başkası için a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/muhal/" muhâldir /a . Cemâl sıfatından bahsederken de Cemâl, ulvi vasıflar ve esmâ-yı hüsnâ'dan ibârettir demiştik. (İnsân, I, 54
