Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

cevdet-i zihn (Tasavvuf Sözlüğü)

Cevdet-i zihn (zihnin iyi ve sağlam olması): Bütün faziletler iki mânâda toplanır. Birincisi, zihnin ve temyiz (ayırd etme) melekesinin cevher/cevâhir-'araz/a'râz iyi olması, ikincisi ise güzel a href …

Cevdet-i zihn (zihnin iyi ve sağlam olması): Bütün faziletler iki mânâda toplanır. Birincisi, zihnin ve temyiz (ayırd etme) melekesinin cevher/cevâhir-'araz/a'râz iyi olması, ikincisi ise güzel a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ahlak/" ahlâktır /a . Zihnin iyi olması, saadet ve şekavet yolunu ayırd edebilmek ve onunla amel etimek, Hakk'a, cılız a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/taklid/" taklidler /a ve zayıf ama ikna edici hayallerle değil, yakin ifâde eden kesin delillerle nasıl ise öyle inanmak içindir... (Mizân, 57

Cevdet-i zilin, görüşlerdeki şübhe ve tartışmaların ortaya çıktığı sırada doğru hüküm verme gücüdür. Seçkin görüş ise, işlerde giizel sonuçlara ulaştıracak sebeblere hızla vâkıf olabilmektir. (Mizân, 71

cevher/cevâhir-'araz/a'râz ,sİ / gp )6 — yalır yAşz ) (cevâhir-i a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/efrad/" efrâd /a ; cevher-i ferd; ecrâm-ecsâm; en yef'ale; en a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yenfe-ale/" yenfe'ale /a ; evvel-i mevcüd; eyn/eyne; izâfet; kem; keyf/keyfe; vaz'

Cevher, bir şeyin kendisiyle kaim olan (başka bir varlığa ihtiyaç duymadan var olan) aslı... ...araz ise cevherle kaim olan şeydir. (Hücvîrî, 469

Gayb, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sehadet/" şehâdet /a âleminin zarfıdır. Burada şehâdet âlemi, Allah Teâlâ'nın dışında yaratılan, yaratılmayan veya yaratılıp da sonradan süret ve arazlar gibi gayba havale edilen her şeydir. Şehâdet âlemi, Allah'a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahid/" şâhid /a olunan âlemdir. Bundan dolayı ona şehâdet âlemi deriz. Hakk, gayb âleminden parça parça sayı olarak sonsuza kadar çıkarmaya devam eder. Bunlar şahıslar, cinsler ve çeşitlerdir. Bunlar arasında, âlemde Allah'ın gaybına geri döndürdüğü ve ebedi olarak döndürmeyeceği şeyler vardır. Onun ebedi olarak gayba döndürmeyeceği şey, kendi nefsiyle kaim olan her bir zâttır. Bunlar bilhassa cevherlerden başka bir şey değildir. Cevherlerin dışında varlık ve renkler gibi cisim ve arazlar, gayba döndürülecek ve onların misalleri ortaya çıkacaktır. Allah onları gaybdan şehadet âlemine çıkarır. O gayb ve şehâdet âlemidir

Gaybdaki şeylerin kemmiyyeti yoktur. Zira kemmiyyet hasrı (nicelik sınırlı olmayı) gerektirir ve ne kadar, kaç tane? gibi sorular sorulur. Bu gaybdan ayrılan bir şey değildir. Çünkü o sonsuzdur. Kem, keyfe, eyne, zaman, vaz', izâfet, araz, en yef'ale (etken fiiller, etki), en yenfe'nle (edilgen fiiller, edilgi), bunların hepsi nisbettirler, aynları yoktur. Bunların hükmü, cevherin kendi zuhüruyla ortaya çıkar. Hakk onları gaybından ortaya çıkarıp da cevherlerin aynları zuhür a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a , onları bu nisbetlere tâbi kılar

Denilmiştiır ki, Kaç ayn (kategori) ortaya çıkmıştır? On ayn, daha azı veya daha çoğu cevâbı verilmiştir. Yine denilmiştir ki, O nasıldır? Buna da şöyle cevâb verilmiştir: Farklı cismâni unsurların birleşmesi, varlık ve rengin kendilerine İulül etmesiyle meydana gelmiştir.

Denilmiştir ki, Nerededir? Cevâb: Boşlukta veya mekânda. Denilmiştir ki, Ne zaman? Cevâb: Şu sürette şöyle olduğu zaman.

cevher/cevâhir- araz/a'râz

Denilmiştir ki, Onun lisanı nedir? Cevâb: Arabca veya başka bir dildir. Denilmiştir ki, Dini nedir?. Cevâb: Şu (veya bu) şeriat.

Denilmiştir ki, Ondan, babaların sırtlarından zuhür eden şey zuhür etti mi? Cevâb: O falanın oğludur. Denilmiştir ki, Ne yaptı? Cevâb: Yemek yedi. Denilmiştir ki, Yemeğinden bir te'sir aldı mı? Cevâbı Doydu.

Cevherlere ârız olan bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbetlerin /a hepsini Allah gaybından çıkardığında, sonradan olan mevcüdda sadece ve sadece cevherlerin aynları ve ona tâbi olan nisbetler bulunur. İçindekilerle birlikte gayb sanki bilenine mutabık bir süreti ihtiva eder. Öyle ki, onu kendi nefsiyle bildiğinde onu ayrıca ilimle bilmiş olur. Âlim de bir âlem olduğu için âlem süretinde ortaya çıkar. Onun cevherden olan süreti, zâtıdır. İsimlerinin sayısı kemmiyyetten; O her gün bir iştedir sözü de keyfiyyettendir. (Fütühât, III, 13-14

Âlemde (uzayda) bir yer tutan cansız varlıklara ecrâm (cirimler) denir. Eş'arilere göre ecsâm (cisimler) ve cevâhir-i ferd (tek öz-töz) de böyledir. Bunlardan