Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

cüd (Tasavvuf Sözlüğü)

İlim dilinde cüd ile sehâ arasında fark yoktur. Hakk'ın bir şeyden alıkonması mümkün olmadığı için O, sehâ ve semâhat (cömertlik ve hoşgörü) ile vasıflanmaz. Cüdun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a , …

İlim dilinde cüd ile sehâ arasında fark yoktur. Hakk'ın bir şeyden alıkonması mümkün olmadığı için O, sehâ ve semâhat (cömertlik ve hoşgörü) ile vasıflanmaz. Cüdun a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikati /a , kişiye vermenin zor gelmemesidir

Süfilere göre sehâ en yüksek mertebedir, sonra cüd, ardından isâr gelir. Bir kısmını verip bir kısmını bırakan kimse sehâ sâhibidir. Çoğunu verip azını kendisine bırakan kimse cüd sâhibidir. Zarara katlanıp başkasını tercih eden kimse ise isâr sâhibidir. (Kuşeyri, 122

Sahi, cüd (cömertlik) konusunda ayırd edici a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimsedir /a . Bu kişinin cömertliği, bir maksada ulaşmak ya da bir sebeb için olabilir. Bu, cüdun başlangıç makamıdır. Cevvâd ise ayırd edici olmayan kimsedir. Onun fiilinin maksadı da sebebi de yoktur. Bunlar, iki peygamberin hâlidir: Bunlardan biri Halil , diğeri ise Habib'dir (Hz. Muhammed'dir 5). (Hücvîrî, 380

Cüddan vücüd sâdır olur. Cevd çokça yağmur demektir. Bu, tıpkı cezebe fçekti) fiilinin cebeze (kurudu, çekti) fillindeki harf değişikliğiyle ortaya çıkması gibi, vecd den türemiştir. Bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelime/" kelimelerin /a harfleri, mânâlarındaki ortaklıkla bir olup, Hakk'ın aynlardaki (özlerdeki) cömertliğiyle alâkalıdır. Bu aynlar, O'nun zuhürunun mazharlarıdır . Aynlar, zâhire ilâhi isimlerin yüceliğinden kaynaklanan kendi zâti istidâdlarıyla cömertlikte bulunmamıştır. Mazharların cömertliği elde etmesi, aynların a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdundan /a (özlerin var olmasından) ileri gelir

Hakk'tan olan cömertlik, zâtidir (O'nun kendi husüsiyetidir) ve bolca vermenin hâkim olduğu bir cömertliktir. Ayndan gelen cömertlik de zâtidir, fakat bolca vermeye dayalı bir cömertlik değildir. Bu da iki cömertlik türü arasındaki farktır. Bu, onların (süfilerin), istemeden vermek demek olan cömertlik konusundaki sözlerinin mânâsıdır. (Fütühât, II, 175

cü'iyye ( Ae 3 ) ..Şamlılar süfilere cil'iyye façlar) adını vermişlerdir. Süfilerin gıda maddelerinden sadece zarüret miktarınca faydalanmaları bu ismi almalarına sebeb olmuştur. (Ta'arruf, 6

(Ayrıca bk. süfi-mutasavvıf-mustasvif