Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

da dünüv (Tasavvuf Sözlüğü)

Kul bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/inayet/" inâyeti /a elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a zaman, iyilikler hazınesinden kendisine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a yolları açılır. Allah'ın …

Kul bu a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/inayet/" inâyeti /a elde a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a zaman, iyilikler hazınesinden kendisine a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a yolları açılır. Allah'ın yardımları ve nürları devam ettikçe, kulun gönlü her türlü maddi ve mânevi hastalıklara karşı korunmuş hâle gelir. İdrâki sağlam olur, imânın lezzetinin farkına varır, idrâkinin sıhhat ve tadını alır

Kalbi Allah'tan gafil olma hastalığına yakalanınca, bunların farkına varamaz. Tıpkı, ateşli hastalığa yakalanan kimsenin, şekerin tadını acı hissetmesi gibi. Aslında şeker acı değil, tatlıdır. İşte böyle, kalbden hastalıklar sökülüp atılınca, kalb de eşyâyı olduğu gibi idrâk eder, imânın tadını, itâatin lezzetini, Allah'a muhâlefet etmenin acılığını anlar

Kalbin imânın tadını alması, imâna gıbta etmesini ve Allah'ın kendisine olan ihsânını ınüşâhede etmesini gerektirir. Böylece o kalbler, imânı koruyan ve devamını sağlayan sebeblere sarılır. Tâatın lezzetini idrâk etmek, ona devam etmeyi ve o lezzette Allah'ın ihsânına ermeyi gerekli kılar

Kalblerin, inkâr ve muhâlefetin acılığını idrâk etmeleri ise; onları terk etmek, onlardan nefret etmek ve onlara meyletmemek içindir. Bu durum onları, günâh işlemeyi terk etmeye ve günâhın ne olduğunu bilmeye sevk eder

rızâ" 807 Günâhın ne olduğunu bilen herkes onu terk etmediği gibi, günâhı terk eden herkes de günâhı bilemeyebilir. Bunun içindir ki, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/basiret/" basiret /a nüru insana, Allah'a karşı gelmenin ve O'ndan gafil olmanın kalbler için helâk edici zehir olduğunu gösterir. Yakin makamları dokuz tanedir: Bunlar, tevbe, zühd, sabr, şükr, havf, rızâ, recâ, tevekkül ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mehabbet/" mehabbettir /a . Bu makamlardan hiçbirinin, Allah ile tedbir ya da tercihin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ortadan-kalkmasiyla/" ortadan kalkmasıyla /a (düşünülmesi) doğru olmaz. (Tenvir, 8

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tevekkul/" Tevekkül /a , Allah'a tevekkül eden kimsenin, her işini Allah'a teslim etinesi ve bütün işlerinde O'na dayanmasıdır. Bunları yapan kimse, tedbiri kaldırır, kaderin akışına teslirn olur. Tedbirin ortadan kaldırılmasının tevekkül ve rızâ makamıyla alâkası, diğer makamlarla alâkasından daha açıktır. Bu, mehabbet makamıyla tenâkuz teşkil eder (çelişir). Çünkü a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/seven-kimse/" seven kimse /a , sevgilisinin sevgisine batmış, sevgilisiyle irâde birliği hâlinde olmuştur. Artık sevgili, onun bizâtihi arzusu olmuştur. Sevenin Allah'a karşı tedbir almaya zamanı yoktur. Çünkü onun Allah'a olan sevgisi, kendisini yeteri kadar meşgul etmektedir. Bunun içindir ki bazıları şöyle söyler: Kim sırf Allah rızâsı için bir şeyin lezzetini tadarsa, Allah da onu mâsivadan alıkoyar. Rızâ makamıyla da tenâkuz oluşturur. Bu da açıktır, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a hiçbir karışıklık yoktur

Râzı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/olan-kimse/" olan kimse /a , Allah'ın ezelde kendisine takdir ettiğine râzıdır ve onunla yetinir. Durum böyleyken, Allah'ın kendisi hakkında takdir ettiğine karşı nasıl tedbire yeltenebilir? Tedbire yeltenmez, çünkü Allah'ın kendisi hakkındaki takdirine boyun eğer. Rızâ ışığının kalblerdeki bütün kirleri temizlediğini bilmiyor musun? Allah'tan râzı olan kimseye, Allah da kendi hükümlerinin rızâ nürunu gönderir, böylece o kimse, tedbir diye bir şey düşünmez. Kula, efendisinin kendisi için seçmiş olduğu güzel şeyler yeter. (Tenvir, 14

Rızâ, mehabbet meyvelerinden bir tanesi ve mehabbet makamlarından yüce bir makamdır. Mahbüb'un (Sevgili'nin) yaptığı her şeye rızâ göstermek, mehabbet