Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

daki mutlak (Tasavvuf Sözlüğü)

tasarrufun mukayyed (belirli, sınırlanmış) olduğunu kasd ediyorsa, bu şahıs, kendisini Hâlık'ının oradaki tasarrufundan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/takyid/" takyid /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a …

tasarrufun mukayyed (belirli, sınırlanmış) olduğunu kasd ediyorsa, bu şahıs, kendisini Hâlık'ının oradaki tasarrufundan a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/takyid/" takyid /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a (sınırladığı) şeyle sınırlamış demektir, bu da bizim dediğimiz şeydir. Bundan başka bir şey kasd ediyorsa, (bu husüsta) sadece dediğimiz şey söz konusu olabilir. Yani riyâzet, nefsin zelil kılınması ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ubudiyyet/" ubüdiyyetle /a kendisine boyun eğdirilmesidir. Arza zelil olduğu (yeryüzüne göğün altında kaldığı) için arz denmiştir

Bize göre riyâzet, nefsi, iyinin de kötünün de basıp geçtiği arza dönüştürmektir. Arz katında, iyinin ve kötünün ayırd edilebilmesi te'sirli değildir. Bilakis iyileri, üzerinde efendisinin râzı olduğu kimseler oldukları için severek; kötüleri de, Allah'ın nimetlerine karşı nankör oldukları a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/halde/" hâlde /a onları rızıklandırdığı için taşır

İyi düşünülürse a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikatte /a rızâ ismi de riyâzetle alâkalıdır. Çünkü nefs, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kendisinde/" kendisinde /a aslolanın hayır istemek olması sebebiyle, zâtı itibâriyle hayrı çokça ister. Şübhesiz Allah Teâlâ ancak mümkün olan şeyleri ister. Mümkün şeyler