Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

dan (Tasavvuf Sözlüğü)

yaratıldın. Onun basitliği zilletidir. Toprakla birleştiğin için onu zelil kıldın. Bundan dolayı ondan ayrıldım ve benden iki parça daha eksildi Hava rüknüne geldiğimde havaya dönüştüm. O (Allah) bana, Hava (rüh) sende …

yaratıldın. Onun basitliği zilletidir. Toprakla birleştiğin için onu zelil kıldın. Bundan dolayı ondan ayrıldım ve benden iki parça daha eksildi

Hava rüknüne geldiğimde havaya dönüştüm. O (Allah) bana, Hava (rüh) sende benden olan şeydir dedi. Bu hava benden ayrılmadı. Çünkü onun kendi değerini aşması, ayağını kiliminden dışarıya uzatması gerekmez. Senin, kimyânı bozan şeyden başka bir şey istemen gerekir. O (hava) olmasaydı, o (senin kimyân), mesnün (oturmuş, beklemiş, âdet) hâline gelmezdi. Ben mâhiyet olarak temizim, lama) etrafımdakilerle dostluğumdan dolayı temiz değilim. Onun fetrafımda bulunanın) dostluğu ve komşuluğu beni pisliğe bulaştımi'râc-ı rühâni rınca denildi ki, Onda beklemiş çamur var, üzerine (o çamurun) pisliği bulaştı. Çünkü o (çamur, pislikle) vasıflanmıştır

Sonra O, beni dönüştüren varlık, beni koku alabilen bir mizâca dönüştürdü. Ona dedim ki, Neden onu yanında alıkoyuyorsun? Şöyle dedi: Senin bozulman ve toprağınla suyunla beraber bulunması sebebiyle kendisine bulaşan bu pislikten temizlenmesi için onu yanımda bıraktım.

Ateş rüknüne ulaştığımda denildi ki, Fehhâr (kuru çamur) geldi. Ve denildi ki, Ona gönderildi mi? Evet' dedi. Kiminle? dedi, Cibril-i cebr ile ki, onunla beraber yolculuk yapmaya ve çocuklarından ayrılmaya mecburdur. Dedi ki: Doğuşu esnâsında benden onda bir parça vardır. Onu o parçayla beraber bırakmıyorum. Çünkü o, meleki ve iktidari olanın ortaya çıktığı makama vasıl oldu. Böylece tasarrufunı tek başına kaldı ve birinci semâya geçtim. Benimle beraber, bedeni doğuşumıdan güvenilecek ve nazar edilecek hiçbir şey kalmadı. Şeyhin sözü burada sona erdi. (İşte bu mirâc-ı tahlilidir (tahlili mirâcdır).) Şeyhin a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/isaret/" işâret /a a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a gibi, bedeni doğuş orada erir ve dağılır. Nasıl ki, terkibi (bileşimi) onun şuüru a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbetin/" nisbetinde /a olduysa, inhilâli de (ayrışması da) ancak sâlikin şuüruna nisbetledir. (Esfâr, 148

a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mi-rac/" mi'râc /a -ı rühâni ! J3 ) (kerâdis) (Kerâdis: Yığınlar, bölükler, topluluklar, topluca

Aralarında olduğum gün

yolunda mirâcımın

en soy atlarını yükledim sabrının

Mirâc-ı rühâni (rühâni mirâc), sâhibine Rabb'inin âyetlerini sadece kendi nefsinde gösteren mirâcdır. Rühâni mirâcda enfüsi (öznel) âyetler görülmez. Âfâki (nesnel) âyetler de ancak hissi mirâc vâsıtasıyla görülür. (Esfâr, 313