Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

dâyette (Tasavvuf Sözlüğü)

vaktin fazlasını harcamak, cimriliğe kızarak kendi rızâsıyla mal biriktirmeyi terk etmektir. Ebvâbda, nefsin mal sevgisine olan alâkasını kesmektir. Muâmelâtta, Allah'ın rızâsını —-kendisi de dâhil- başkalarının rızâsına …

vaktin fazlasını harcamak, cimriliğe kızarak kendi rızâsıyla mal biriktirmeyi terk etmektir. Ebvâbda, nefsin mal sevgisine olan alâkasını kesmektir. Muâmelâtta, Allah'ın rızâsını —-kendisi de dâhil- başkalarının rızâsına tercih etmektir. Usüldeki derecesi, Allah yolunda telaşa düşmemek için malı ve canı Allah'ın yoluna adamaktır. Edviyedeki derecesi, himmetini sadece Hakk'a yöneltmek, başkalarından alâkasını kesmektir. Ahvâldeki derecesi, düşünce ve maksadını birleştirip, Hak'tan başkasına iltifât etmemektir. Velâyâttaki derecesi, her şeyin asıl sâhibini tercih a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a , bütün fiil ve sıfatlardan fâni olmaktır. Hakaikteki derecesi, her iki a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâdan /a ayrılıp bekayı yok da etmektir. Nihâyâttaki derecesi, benliği yok etmek, üstünlüğü kaybetmek, bütün şekilleri kaldırmaktır. (Câmi’, 285

isbât ) (bk. mahv-isbât/nefy-isbât