yerine getirilir. Nefsi hesaba katmak da, nefsin meşrü olan hakkını verebilmek için iyi amellerden sayılır. Çünkü kişi üzerinde nefsinin de hakkı vardır. Kişi bazen, iyiliği ona ulaştırmak süretiyle başkalarına da etki eder. (Fütühât, I, 793
ilâh/ilâh-ı a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a / a4 ) İlâh-ı Mutlak'ı (Mutlak İlâh'ı) hiçbir şey ihata edemez. Çünkü O a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/yanin/" eşyânın /a kendisidir. Bu, a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/hakikat/" hakikat /a yönüyle böyle olup, isimler ve sıfatlar yönüyle değildir. Ayn (zât, öz), kendisidir. Çünkü O'ndan başkası ıtlak a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mertebesinde/" mertebesinde /a değildir. Şey hakkında ise , yani şeyin kendisi hakkında O, kendisini ihâta ediyor veya etmiyor denemez. Hakk'ın kulunun kalbinde zuhür etmesi, ıtlak mertebesinde zuhür etmesinden başka bir şeydir. Hakk hakiki Bir'dir. Çokluk, isimler ve sıfatlar bakımındandır. Bir mertebede İlâh-ı Mutlak (Mutlak İlâh, taayyün etmemiş, belirlenmemiş ilâh) , başka bir mertebe de ise İlâh-ı Mahdüd (Malıdıtd İlâh, taayyün etmiş, belirlenmiş ilâh) denir. Benzer diğer mertebelerin hepsi için durum bir ve aynıdır. (Sofyavi, 440
ilâhiyyet ) İlâhiyyet, beşere izâfe edilebilen bütün ilâhi isimlerdir... ..melek veya rühâni varlıklara izâfe edilebilen bütün ilâhi isimlerdir. (Istılâh, 538
