Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 8, 2026

de şuhüd ve ayân (Tasavvuf Sözlüğü)

iledir, mesafe ile değil. Allah böyle bir şeyden münezzehtir. Kul Hakk'a ancak mahlükattan uzaklaşmakla yakın olur. Kurb cisimlerin değil, kalblerin sıfatlarındandır. Allah'ın ilim ve a href …

iledir, mesafe ile değil. Allah böyle bir şeyden münezzehtir. Kul Hakk'a ancak mahlükattan uzaklaşmakla yakın olur. Kurb cisimlerin değil, kalblerin sıfatlarındandır. Allah'ın ilim ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kudret/" kudretle /a yaklaşkurb-bu'd ması herkese şârnildir. Lütuf ve yardımla yaklaşması mü'minlere, üns ile yaklaşması ise velilere mahsüstur. (Câmi’, 221

Bazıları bu konuda şöyle söylemiştir: Kulun önce imân ve tasdikiyle, sonra da a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ihsan/" ihsân /a ve tahkikiyle yaklaşmasıdır. Hakk Sübhanehü'nun kula yaklaşması a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/dunya/" dünyâda /a ona tahsis a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiği /a irfan; âhirette de ona ikrâm ettiği şuhüd ve ayân iledir. Bunlar arasında da lütuf ve nimetin varlığıyla olur

Benim (Hakk ile kul arasındaki kurbun meydana gelmesi) ...ses olarak değil hitâb olarak... demek istiyorum sözümün mânâsı şudur: Bu sırf bir kurbdan ibâret değildir. Aksine onlar, kurb ile ses duymaksızın anlayabildikleri içlerinde meydana gelen bir hitâba muhâtab oldular. Bazen havadan gelen ve onlara seslenen gizli bir ses de duyarlar. Zikrettiğimiz altı hâl tamamlanmış oldu. (Nebhâni, I, 237

Yüce Allah Zât ile kurbdan münezzehtir. O, sınırlardan, boyutlardan, sonlu olmaktan, (ölçü ve) miktardan münezzehtir. Hiçbir mahlük ona muttasıl olmadığı gibi, sonradan yaratılmış ve var edilmiş olan hiçbir şey de ondan ayrılmış değildir. Samediyet (hiç kimseye muhtaç olmamak, , ayrılma ve birleşme kabül etmekten beridir. Muhâl olarak vasıflanan kurb, zâtların birbirine bitişmesidir (yani Allah ile kulun varlıklarının birbiriyle birleşmesi imkânsızdır). Vâcib olarak vasıflanan kurb ise, ilim ve a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/ru-yet/" rü'yet /a (bilme ve görme) ile yaklaşmaktır. Câiz olarak vasıflanan kurbu ise, Allah seçtiği kullarına verir. Bu, (ilâhi) lütufla fiilin kurbudur. (Nebhâni, I, 376; II, 216