Duâ ihtiyacın anahtarı, ihtiyaç sâhiblerinin dinlenme yeri, sıkıntıda kalanların sığındığı mahal ve dert sâhiblerinin nefes aldığı alandır
Kabül edilmeye en yakın duâ, hâl ile yapılan duâdır. Hâl ile yapılan duâ, duâ edenin duâ ile istediği husüsta a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a olarak ihtiyaç hâlinde olması ve sıkıntı içinde bulunan kulun O'ndan başka bir hedefi olmamasıdır. (Kuşeyri, 129
Huzür-i kalb ile yapılması ve gafletten uzak olması duânın âdâbındandır. (Kuşeyri, 131
Nefh ile duânın arası ayırd edilmiştir. Bu sebeble nefhin başlangıç ve iade (tekrarlama) hakkında olduğunu açıklamıştık. Şübhesiz iâde başlangıç gibi aynıdır. Bu sebeble Allah şöyle buyurmuştur: İlkin sizi yarattığı gibi tekrar ona döneceksiniz. Hz. İsâ'nın ses yaratması hakkında da şöyle buyurmuştur: Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle bir kuş oluyordu. Mâide, 5/110) Bu, husüsi bir yaratmadır. Duâ ise böyle değildir. Allah Hz. İbrâhim'e se şöyle seslenmiştir: ...Sonra onları kendine çağır, koşarak sana gelirler. O parçalardan herhangi birini yok a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/tigi/" ettiğinde /a terkibin kendisi bozulur. Parçalar ise aynlarıyla bâkidir. Bize hissen (beş duyumuza) yüklenen hayatın bitişinden sonra cevherin hükmü kalmaz. Herhangi bir aslı olmayan cevher bunun gibidir. Bununla birlikte biz, her ne kadar keyfiyetini bilmesek de, imân a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/erek/" ederek /a her şeyin O'nu hamd ile tesbih ettiğini biliriz. Tesbih ise sadece hayat a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibi /a olan vir mevcüddan vâki olur
Istıilâh bakımından duâ ile zikir arasındaki fark şudur: Duâ, talebe bitişen zikirdir. Istılâhta zikir, Allahı Allah , Lâ ilâhe a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/illallah/" illallah /a gibi Allah'ın isimleriyle ilgili müfred lafızlar için kullanılır. Zikrin ilk derecesi açık, ikincisi gizli, üçüncüsü ise hakiki zikirdir ki, bu, zikri müşâhede etmekten kurtulmaktır. (Ravza, 301
