süretlerini ihtiva eder. İşte bu Hakk'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/vucudun/" vücüdunun /a (varlığının) ta kendisidir
Bunu anladıktan sonra dilersen Allah kendi bilgilerini yokluktan almıştır ya da istersen Bu bilgileri vücuddan, yani Zât'ından almıştır diyebilirsin. Şübhesiz O'nun Zâtı, ilmin Zât'a taallukundan öncedir. Zât bütün yönlerden basit (parçalardan oluşmayan) ve tek bir şeydir. Onun tüm a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/nisbet/" nisbet /a ve izâfetleri Zât içinde herhangi bir yönüyle ayırd edilmeden yok olmaya mahkümdur. Zât'ın a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mutlak/" mutlak /a bir târifi vardır. Zira Zât ilim ve ayn a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/mertebesinde/" mertebesinde /a zuhüru gerektirir. Onun kendine nisbeti birini diğerine tercih etmeksizin eşit seviyededir. Zât zuhüra yöneldiğinde tüm yönlerden bizzât kendi aynı olan bilgisi yine Zât'a taalluk eder. Zât'ı tamamen kuşatır. (Esfâr, 27
Hakk Sübhânehü ve Teâlâ, bu (Allah) ismini, ilâhi mânâların süretlerinin kemâline a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/heyula/" heyülâ /a kıldığı için , Cenâb-ı Hakk'ın zâtından zâtına olan tecelliyâtının tamamı, bu ismin muhtevâsına girer. Bundan daha ötesi zât'ın zât'ta gizlenmesi diye adlandırılan zulmet-i mahzâdır (sırf zulmet, mutlak ve tam karanlıktır). Bu isim, işte o zulmetin nürudur (o karanlığı aydınlatır). Bu isimde Hakk kendini görür ve bu isimle halk, Hakk'ın mârifetine ulaşır. Allah ismi a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/kelam/" kelâm /a ilminin ıstılâhında ulühiyyete lâyık olan zâtın özel ismidir
Âlimler bu isim hakkında farklı görüşlere a href "/tr/tasavvuf-sozlugu/sahib/" sâhibdir /a . Bazıları câmid (türememiş) bir isim olduğunu söylemişlerdir, biz de bu görüşteyiz. Çünkü Hakk, henüz müş
